Bugün: Sık Kullanılanlara Ekleyin
Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Vakfı
İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür.
Aristoteles
  Online Bağış Sistemimiz Açıldı!    
Online Bağış
  Online Bağış Sayfamızdan güvenli olarak vakfımıza bağış yapabilirsiniz. Bağışlarınızı bekliyoruz...

Hizmetiçi Eğitim Programı Hatay’da Yapıldı

Hizmetiçi Eğitim Programı Hatay’da Yapıldı
Yayın Tarihi: 08/10/2015 08:00

Bülbülzade Vakfı tarafından ilk ikisi Ramazan ayı içerisinde yapılan Hizmetiçi Eğitim Programının III.sü Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Hamamat Otelde yapıldı.

Bülbülzade Vakfının her yılın sonunda yapılan çalışmaları değerlendirmek ve yeni yılı da daha verimli geçirmek amacıyla hazırladığı ve ilk ikisi Ramazan ayı içerisinde yapılan Hizmetiçi Eğitim Programlarının III.sü 3-4 Ekim tarihlerinde Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Hamamat Otelde yapıldı.

İlki Ramazan ayında yapılan istişarede komisyonlar bir yıl boyunca yaptıkları faaliyetleri anlatıp, yıllık değerlendirme raporlarını paylaştılar. Katılımcılar da sunum yapan komisyona sorularını yönelttiler.

Ramazan ayında ikincisi yapılan istişarede de komisyonlara öneri, eleştiri ve temenniler iletilip; şehrimize, ülkemize, ümmet coğrafyasına ve dünyaya dair yeni plan ve stratejiler konuşuldu.

Yıllık istişarelerin III.sü olan hizmetiçi eğitim programında ise; kurumsallaşma, komisyonlar arası iletişim ve koordinasyon, eğitim ve gençlik, yardım, yetim, kadın, aile, esnaf, medya ve Suriyelilere yönelik çalışmaların niteliği ele alındı. Ayrıca vakfın vizyon çalışmaları değerlendirilip yeni yol haritaları konuşuldu.

Programa Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Bülbülzade Vakfı yönetim kurulu üyeleri, komisyon başkanları ve üyeleri, il dışından Adana Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Gazi Kılıçparlar, Reyhanlı Ufuk Eğitim Derneği Başkanı Mustafa Şanverdi ve misafirler katıldı.

Hizmetiçi Eğitim programına vakfımız bünyesinde faaliyet gösteren; Aile Eğitim, Esnaf, Evde Karakter Eğitimi, Kadınla, Mali, Ortaöğretim, Öğretmen, Yardım, Yetim, Yüksek Öğretim, Semtler, Suriye komisyonlarının yanı sıra İstikrar Spor Kulübü, Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM), Fidan-Der, Bilim-Der, Şehreküstü-Der, Güneydoğu Teknik Elemanlar Derneği (GÜNTED), Katre Sanat Merkezi, Ortadoğu Medya Merkezi katıldı.

Program Mustafa Şakı tarafından okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kuranı Kerim tilavetinin ardından Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Hıdır Akaslan Ramazan ayında yapılan istişareleri özetleyerek devamı olan hizmetiçi eğitim programının işleyişi ile ilgili salondaki hazirunu bilgilendirdi.

Üzerimize Çökmüş Sis Bulutlarını Aralamalıyız

Bilgilendirmenin ardından Bülbülzade Vakfı Başkanı Tugay Aldemir “Çağdaş Sömürgecilik Düzeni ve Türkiye” başlıklı sunumunu yapmak üzere söz aldı. Aldemir sunumunda hareket olarak katılımcı meşveret adına önemli gördükleri bu tür toplantıları 3 yıldır yaptıklarını vurgulayarak; “Allah için atılan bir adımın nelere dönüşeceğini, tarihin ne zaman nerede sizi bulacağınızı bilemezsiniz. Ama bilmemiz gereken şu; doğru bir yerde doğru bir istikamet üzerinde bulunmak. İşte bu yürüyüşün beklide en önemli kısmı budur. Anadolu’da yaşamak bize insani ve ahlaki sorumluluk yüklüyor. Bizler bu sorumluluklardan kaçarak, duymadan, işitmeden, insanca burada var olamayız. Biz, bunlara karşı ortaya koyduğumuz duyarlılıklarımızla insanlığımızı ve kendi kimliğimizi kazanmış ve kazanma mücadelesi veren insanlar olduk. Dünyada yaşanan zulümleri, haksızlıkları gören, hisseden bir yerde bir acı olsa onu görmese de onu dert edinen, yeryüzünün herhangi bir coğrafyasındaki dramı kendi ocağındaki bir acı olarak gören Müslüman yürekleriz. Bu İslam ümmeti adına sevindirici bir durum. Bugün yeni bir geleceği konuşmak gerekiyorsa o zaman bu birikimle, bu bakış açısıyla meselelerimizi ele almak gerekiyor. Daha işin başındayız. Bu açıdan bir üst bakışa, bir tevhidi yaklaşıma ihtiyacımız var. İslam dünyasında ve ülkemizde neler oluyor? Allah birçok Müslümanın bilmediği, çok şeyden bizi haberdar etti. Bir ailenin fertleri olarak buradayız. Kendimizin, ülkemizin, İslam dünyasının sorunlarını konuşabilecek çalışma ve pratiğine hamdolsun sahibiz. Bu büyük bir nimet.

10.Anadolu Buluşmalarında Mısırlı misafirlerimiz vardı. Yahya Hamit, Mursi dönemi Kalkınma Bakanı. Türkiye genelinden programa katılan Müslümanların çabalarını görünce Mursi’ye bir mektup yazmış. Mektubunda; “Türkiye’de senin de seveceğin umutlu Müslümanlarla tanıştım. Her yaştan kadınıyla, erkeğiyle insanların olduğu bir organizasyonla tanıştım.” Şeklinde izlenimini paylaşmış.

Sonuç olarak önemli yaptığımız şey, çok şey bilmemiz değil; bildiğimiz şeyleri birlikte yapıyor olmamız. Birçok şey bildikleri halde ortak bir eylemden yoksun olan İslam coğrafyasındaki farkımız birlikte olmamızdır. Bunu yaşatmak ve büyütmek gerekiyor” dedi.

Konuşmanın ardından forum kısmına geçildi. Forumun moderatörlüğünü Mesut Aydağ yaptı. Forumda komisyonlar arası iletişim problemi, dış camialardan gelen eleştirilerin değerlendirilmesi, birlikte çalışmada yaşanılan uyum problemleri, birlikteliğin getirdiği güç ve etki değeri ile ilgili soru, görüş ve öneriler dile getirildi.

Biz Dünyayı Değiştirme İddiasında Olan İnsanlarız

Hizmetiçi eğitim programının akşam bölümünde “Kurumsal Kimliğimiz” üst başlıklı panel yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Sıddık Akdoğan yaparken, panelistleri ve konuları ise; Rabia Aldemir “Kurum Ahlakı” ve İbrahim Özmantar “Kurumsal Kültürümüz” idi.

Aldemir sunumunda bizi biz yapan değerlerimiz nelerdir, nasıl biz olduk gibi soruları irdeleyerek “Beni nasıl biz yaptık, ondan bahsetmek istiyorum. Ferdiyetçiliğin, bencilliğin, egoizmin, menfaatin bütün insanlığı batağa getirdiği bir zaman da yaşıyoruz. Kişisel başarılarına odaklanan, kendinden başka kimseyi düşünmeyen, rahatını ve konforunu sağlamak için okul okuyan, rahatını ve konforunu bozmayacak bir iş arayan, rahatını ve konforunu devam ettirmek için evlilik yapan insanlardan bizi ayıran şey nedir? Biz, biz dediğimizde emeğini, ilmini, malını, mülkünü paylaşmak için çaba harcayan ve paylaşacağı yardım edeceği biri var mı diye yola çıkan ve bu yolda ilmi bulan insanlarız.

Bayramlarda bizim çocuğumuzun güzel giyinmesi, güzel şeyler yiyip içmesi bizi rahatsız ettiği için yetimler, yoksullar, fakir fukara ne yapacak, onlar giymeden biz nasıl mutlu olacağız diyerek yardım çalışmalarını ve yardım kampanyasını başlattık. 40-50 çocukla başlayan çalışmalar 50 binlerden 100 binlerden bahsettiğimiz bir seviyeye ulaştı. Bu kampanyayla uğraşırken kendi çocuğuna bayramlık alamayan onlarca arkadaş biliyorum.

EKE ile ilgilide bu çalışmalar aynı şekilde başlamadı mı? Biz dünyayı değiştirme iddiasında olan insanlarız bu şekilde başlık ve sadece kendi çocuğumuzu eğitmekle böyle bir şeyde nasıl başarılı olabilirdik. Bizi biz yapan ve bizi benlikten, egoizmden kurtaran işte vakıf çalışmalarıdır.

Birçok arkadaşımızdan biliyorum kendi yeğenine kendisi burs vermiyor. Vakfa veriyor, vakıf eliyle gönderiyor. Ve birçok kardeşimizden biliyorum kendi akrabasına götürüp vermiyor. Vakfa gönderiyor, vakıf eliyle akrabasına gönderiyor. Yine ders gruplarımızda şahit oluyoruz; ders gruplarımızdaki arkadaşlarımızın sorunlarını o sorunla muhatap olacak ilgili komisyona yönlendiriyoruz. Orada sorununu çözüyor. Neden böyle yapıyoruz? Çünkü bu insanlar şahsımıza minnettar kalmasınlar, bizim egomuz büyümesin biz büyümeyelim. İslam büyüsün, vakıf büyüsün, bu değerler büyüsün, insanlığa saygı büyüsün diye bu çalışmaları özellikle böyle yapıyoruz.

Bir Kurumu Güçlü Kılan Kültür Kurum Kültürdür

İbrahim Özmantar ise  “Kurumsal Kültürümüz” üzerinde durduğu sunumunda; “Kültürsüz bir insanda olmaz, kültürsüz kurumda olmaz. Ancak karşımızda olması gereken doğru kavram şudur: güçlü kurum kültürleri, zayıf kurum kültürleri. STK’ların şirketlerin ortak bir özelliği vardır; insana birisi müşteri diye bakar, birisi hizmet edilecek varlık olarak. Dolayısıyla bir insan merkezliği vardır. Bir kurum düşününüz merkezinde insan var fakat bu kurumda nezaket kuralları diyelim ki çok baskın değil. Bu nezaket kurallarından uzak olma durumu o kurumun zayıf kurum kültürüdür, o kurumu içten kemiren hadis bir urdur. Olay bu kadar vahim.

Kurum kültürü nedir? Akademik tanımı; bir kurumdaki insanların davranışlarını, anlayışlarını, algılarını, niyetlerini belirleyen ve bu belirlemede bütünüyle ortaya çıkan bir durumdur kurum kültürü. Şimdi tanım üzerinde dikkat edersek hem inanışları, davranışları, niyetleri, algıları belirliyor hem de belirlenmiş olan bu durum kurumun kültürünü oluşturuyor. Dolayısıyla ortada çok dinamik bir durum var, hem etkileyen hem etkilenen. Dolayısıyla bir kurumun kültürü o kuruma hayatiyet kazandırır. Bundan dolayı Bülbülzade Vakfı demek ben demek, ben demek Bülbülzade Vakfı demektir denklemi ne kadar doğruysa aslında Bülbülzade Vakfı hepimizin toplamından daha büyüktür. Dolayısıyla ortada bir tecrübe birikiminin bir araya gelmiş muhasarası vardır.

Kurum kültürünü oluştururken var olmamızı sağlayan özelliklerimizi çok iyi analiz etmeliyiz. Bizim hareketimizde lider, kurumsal liderliktir. Aramızda şu anda liderliğimizi yapan insanlar bizim gibi çarşıda, pazarda dolaşan; evlenen, çoluk çocuğa karışan insanlardır ve bizden farkları yoktur. Biz onların bütün kararlarını tartışarak aldıklarına şahidiz. Dolayısıyla bir lider yok. Eğer bu hareketin içerisinde bulunan bizler, liderliği böyle tanımlayıp, böyle bir liderlik kavramsallaştırmasını gerçekleştirebilirsek tarihe not düşmüş olacağız.

Sembollerin etrafında kenetlenip büyümek çok önemli ve çok kalıcıdır. Fakat sembolleri manevi değerler olarak belirlemek o kurumun olgunluğuna işaret eder. Niye? Çünkü ancak çocuklardır somutla ikna olanlar. İnsanlar olgunlaştıkça, büyüdükçe soyut kavramlara daha çok temayül ederler. Şimdi biz somut semboller yerine, doğruluk, şeffaflık, hesap verebilirlik, kurumsal liderlik, insan odaklılık, paylaşımcılık gibi kavramları semboller haline getirirsek ve bu sembolleri günün şartlarına göre revize edip yenileyebilirsek, zaman kurumsallığımız ve kurumsal kültürümüz daha dinamik olmak durumundadır.” dedi.

Sunumların ardından forum kısmına geçildi. Forumda soru ve cevaplarla konular derinlemesine irdelendi.

Programın ikinci günü 4 Ekim Pazar günü yapılan sabah oturumu ile başladı. İkinci günün ilk oturumunda “Kurumsal İşleyiş Komisyonlar Arası Koordinasyon” üst başlıklı panel yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Gazi Kılıçparlar, sunumları ise; Yunus Hamallar “Kurumsal İşleyiş”, Âdem Er “Komisyonlar Arası Koordinasyon ve İletişim” başlıkları ile yaptı.

Birbirine Kenetlenmiş Duvar Gibi Olun

Yunus Hamallar sunumunda teşkilatçılığımız örgütlülüğümüzün ve özgürlüğümüzün en önemli teminatıdır diyerek; “Hiçbir organizasyon yoktur ki yönetimsiz olsun ya da yönetim kademeleri olmasın. Bu bağlamda Anadolu Platformu’da yönetim anlamında kurumsallaşmasını tamamlamış bir örgüttür.

Teşkilat 12 bölge esasıyla çalışmalarını yapmaktadır. Bu 12 bölge illerdeki arkadaşlarımızın bilgi alışverişleri, projelerdeki koordinasyonları adeta platformun bakanlar kurulu mahiyetindedir.  Verilen her işi ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutarak en doğru kararı veriyor. Hangi bölgede bir eksiklik, bir aksama varsa ya da bölgede bir kazanım, bir değer yaratılabilmişse o toplantılarda ele alınıyor ve alınması gereken kararlar neticelendiriliyor.

Teşkilat ve teşkilatçılığımızın özgürlüğü de bizim en önemli kaynağımızdır. Hani Saf suresi 4. ayette “birbirine kenetlenmiş duvar gibi” tasvir ediliyor ya, işte aynen o şekilde güçlü kararlı bir bağla birbirine bağlı bulunmaktadır.  Bu yüzden bizim değer vermemiz gereken, kıymetini bilmemiz gereken yegâne birim teşkilatımızdır. Bu teşkilat platformunda ana omurgasını oluşturmaktadır. Anesiad, evde karakter eğitimi, Anadolu öğrenci birliği, İyilikder, Akadder gibi kurumlarımız da yine platformun bel kemiği niteliğindedirler. Ve tabi her bir ilin kendi bölgesinde yine teşkilatlandığı birimlerde bulunmakta.  Böylece en alt düzey sohbet gurubundan en üst düzey teşkilat yapılanmasına kadar her şey belli bir uyum çerçevesinde yürütülüyor. Bir yönetim ve ya bir teşkilata güvene insanlar olduğunda örneğin böyle bir toplantı söz konusu olduğunda sorgulanmaz ve bu da teşkilatın niteliğine dair bizlere bir derece gösterir. Bu nedenle teşkilata ve yönetime ne derece güvenebilirsek o kadar yararlı olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Teşkilat Geniş Aile Şuuru Kazanmaktır

Âdem Er “Komisyonlar Arası Koordinasyon ve İletişim” başlıklı sunumunda ise teşkilatın bir gaye etrafında toplanmış insanların planlı programlı bir şekilde herhangi bir konu hakkında karar alması ve icra etmesi olarak tarif edildiğini belirterek; “Bir gaye etrafın da toplanan insanların planlı programlı bir şekil de vasıflı olarak herhangi bir konu hakkında karar alması ve bunu icra etmesi olarak ifade edebiliriz. Bu teknik tanım doğrudur isabetlidir. Ama ihtiyacımızı görür mü? Arkadaşlardan biri demiş ki teşkilat, fırsat ve imkânlarla ihtiyaçları buluşturarak nesli ıslah arzı imar edecek farkındalıklar oluşturma. Yine bir başka arkadaş teşkilat geniş aile şuuru kazanmaktır, yani rolün bilincinde olmaktır. Bugün hali hazırda icra ettiğimiz değer bu olsa gerek. Yine son olarak arkadaşlardan biri de demiş ki, teşkilatçılık nikâh ahdi gibidir, ahid gerçekleştikten sonra bana ne, deme hakkınız yoktur. Belki de bizi böyle zinde tutacak tanımlardan bir tanesi. Teşkilatçılığın temel esasları nedir derseniz arkadaşlar çok basit bunu dört aşamada özetleyebiliriz.

1. Planlama

2. Koordinasyon

3. Kontrol

4. Sıkı takip

Teşkilat kurmak gelenek kurmaktır. Biz geleneği olan insanlarız o yüzden bu geleneklere sahip çıkmak lazım.

Sözü hikmetle söylemek ve güzel uygulamak lazım. Dolayısıyla kimseyi halkanın dışına atmamak lazım. Bir kişiyi yeteneği yok diye halkanın dışına atmamak ve birlikteliğimizi bozmamak lazım. Yine bizler hoşgörülü ve anlayışlı olmak zorundayız. Bizim yapamam diye bir opsiyonumuz yok. Buraya gelen arkadaşların hepsi gönüllü arkadaşlar hiçbirinin bir çıkarı yok. Birinin sorumsuzluğu onlarca kişiyi mağdur ediyorsa buna engel olmalıyız.

Son olarak projeli bir şekilde çalışmamız lazım. Bizler yeni dönem de planlı programlı ve nitelikli bir şekilde çalışmalıyız. Bu işleri bu şekilde yapacak çok insanımız var eğer birlikte çalışmazsak bu birçok insanımızın vaktini boşa geçirmesine vesile oluruz bu da çok ağır bir vebal. Yani zamanın nesnesi değil öznesi olmalıyız. Kendimizi her türlü kötülükten korumalıyız bunu içinde yeni dönemde elimizden gelenin fazlasını yapmalıyız.” dedi.

Hizmetiçi eğitimin son oturumunda Bülbülzade Vakfı Yönetim Kurulu kürsüde yerini alarak katılımcılar tarafından işleyiş hakkında yöneltilen soru, öneri, görüş ve eleştirileri değerlendirildi. Oturumda gelen sorulara yönetim kurulu üyeleri cevap verdi.

Oturumun sonunda Bülbülzade Vakfı başkanı Turgay Aldemir toparlama mahiyetinde şu konuşmayı yaptı: “Biz bir okulda yöneticiysek sorumlu olduğumuz bir yer vardır. Bizi oraya atayanların yüklediği sorumluluğu yerine getirmezsek aldığımız görevin hakkını vermemiş oluruz. Matematik dersinde tefsir dersi yapıp çocuklarımızın üniversite sınavında nasıl çuvalladığını gördük. Siz oraya matematik hocası olarak atanmışsanız bunu yapacaksanız. Eğer tefsir dersi yapacaksanız aksam veya sabah vaktinden fedakârlık yaparsınız. Aksi takdirde o çocukların geleceğinden çalmış oluruz.

Bir diğer meselemiz de üslup problemimiz var. Hz. Peygamber; “İçinde pişirmediğin şeyi konuşma ya Ayşe” diyor. İnsan sözü ölçer tartar olgunlaştırır. Fikirlerimizi konuşmalarımızı ulu orta söylemek insanların yüreğini, kalbini incitiyorsa bu bize yakışmaz.

Malumunuz ülkenin farklı kesimlerince sahiplenilmeyen politikaların yaşama şansı yoktur. Organizasyonların da öyle. Biz ölümüne bu işleri yapmaya devam etsek yaşadığımız şehirde, bölgede, ülkede,  toplumun diğer kesimleri bizim sesimizi duymuyorsa sözümüzü anlamıyor işitmiyorsa, bir süre sonra bizde yorgun düşeriz. Bunun için bu konuda özellikle sözümüzü, dinimizi, kapsayıcılığımızı yeniden gözden geçirmemiz lazım. Özellikle ortak vicdanın yaralandığı adalet duygularının zedelendiği küresel vicdanın paramparça olduğu ki; bir yerde vicdan söz ediyorsanız orda bir parçalanmışlık olmaz.

Platonun güzel bir sözü var. İyi insan olmak yetmez iyi ayakkabıcı olmak lazım. İyi doktor, iyi öğretmen, iyi işçi, iyi işveren etrafta hamdolsun iyi insanlar var ama bir çıktısı yok adamın. Camiye gidiyor, cemaate gidiyor bir kısmı her yıl umreye gidiyor. Bir kısım şeyler yapıyor. Halk arasında da Allah adamı deniyor. Bunlar artmaya başladı ama yanı basında zulüm var, haksızlık var, adaletsizlik var, görmüyor. Bunları görmeyen göz kördür. Bunun için biz bu işleri yapıyoruz. Adaletli bir yönetim merhametli kapsayıcı en diptekini bile hisseden bir yapıyı teşekkül ettirmezsek bunun takdir edersiniz ki yaşama şansı yoktur.

Bu ocağın insanı olduktan sonra hiçbirimizin amirliğinin, hiçbirimizin apoletinin kıymeti yoktur. Herkes çabasıyla, gayretiyle yer tutacak, sorumluluk alacaktır. İşte burayı özgün kılacak, farklı kılacak ve geleceğe taşıyacaktır. Diğer taraftan vakfın bizi arındıran, yeniden inşa eden tarafını ihmal etmememiz lazım. Bazen olağanüstü açılıyoruz. Bir sürü sorumluluklarımız var. Ama düzenli bir derse gitmiyorsanız, düzenli okumanız yoksa Allah’ın kitabı, peygamberin hadisleriyle bir irtibatınız yoksa size hayat aşılayan bir ortamınız yoksa yok olmaya mahkûmsunuz. Onun için bizim programlarımız, müfredatlarımız var. Her yıl yenilenen ve çıkan kitaplar bizim için hayat aşılayan, bizi asrın idrakine taşıyan derslerdir. Çünkü biz bir ayeti kerimeyi bir tefsirden okumuyoruz. Kimsenin adamı değiliz, biz Allah’ın kulu olmaya çalışıyoruz. Onlarca tefsirden, onlarda yorumdan bir konuyu tartışıyor ve böyle ele alıyoruz bu bizim en büyük farkımız budur.

Diğer taraftan bu hareketin toplumda yankı bulması için Hz. Peygamberin istediği gibi bizim bu davayı benden öteye kim götürebilir diye insan aramamız lazım. Bir kendi gelenler var birde bizim ayağına gitmemizi bekleyenler var. Bizi taşlasalar da Taif’te olduğu gibi oradan bu işe katmamız gerekenler var. Bu anlamda da yeniden bulunduğumuz yerde bir stratejik plan yapıp hangi aileden kimi, hangi bölümden hangi öğrenciyi, hangi okuldan hangi hocayı, hangi iş çevresinden işçiyi bu işe katarsak bu merhamet dalgası adalete dönüşür diye hesap yapmamız lazım. Ölçülü, dengeli bir büyümeyi bu anlamada da iyi şekillendirmek lazım.

Sorumlu bir dil, ölçülü bir dil kullanıp diğer Müslümanların her grubuyla beraber yapacağımız iş olmalı. Aynı dinde kardeşiz, aynı dine inanmayanlarla da insanlıkta yapacağımız işler var. Bu yaklaşım hatırlarsanız Kuzuluk’ta Hayrettin Karaman’ın dikkatini çekmişti. Bu da önümüzdeki süreçte ciddi anlamda düşünmemiz gereken bir haldir. Ama tüm bunlarla beraber bu yapının bizden sonrasında da devam etmesi için arkadaşlarımızın bahsettiği kavramsallık ve kurumsallık içerisinde sürekli ruhumuzu işin içine katarak bu serencamı sürdürmemiz lazım” dedi.

Oturumun ardından Hizmetiçi Eğitim programı sona erdi.

Kurumsal kategorisinde bulunan tüm haberler


Bülbülzade Vakfı Teşkilat Toplantısı Yapıldı

Dönemin ilk teşkilat Toplantısı 11 Eylül Pazartesi günü Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezinde yapıldı.

Malatya İmamı Azam Derneği’nden Vakfımıza Ziyaret

Malatya İmamı Azam Derneği öncülüğünde yaklaşık 60 kişilik kafile vakfımızı ziyaret ederek çalışmalarımızla ilgili bilgi aldı.

Bayramlaşma Bayramın III. Günü Yapıldı

Vakfımızın Kurban Bayramı dolayısıyla düzenlediği bayramlaşma merasimi bayramın III. günü olan 3 Eylül Pazar günü Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezinde yapıldı.

Yabancı Öğrencilerden Vakfımıza Ziyaret

Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’den gelen öğrenciler vakfımızın Suriye çalışmaları hakkında bilgi almak üzere vakfımızı ziyaret etti.

Suriye Yardım Derneğinden Vakfımıza Ziyaret

İngiltere’de faaliyet gösteren Suriye Yardım Derneği’nden 20 gönüllü vakfımızı ziyaret ederek çalışmalarımızla ilgili bilgi aldı.

Common Future Derneği Vakfımızı Ziyaret Etti

Çin’de faaliyet gösteren Common Future (Ortak Gelecek) Derneği yöneticileri vakfımızı ziyaret etti.

Alim ve Kanaat Önderlerinden Vakfımıza Ziyaret

Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri Abdurrezzak Ateş ve Suriyeli alimlerden oluşan heyet vakfımızı ziyaret etti.

Sakaryalı STK’lardan Vakfımıza Ziyaret

Sakarya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu vakfımızı ziyaret ederek çalışmalarımızla ilgili bilgi aldı.

Bayramlaşma Bayramın II. Günü Yapıldı

Bülbülzade Vakfı’nın Ramazan Bayramı dolayısıyla düzenlediği bayramlaşma programı bayramın II. günü Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezi avlusunda yapıldı.

Âlemi İslam’ın Bayramı Mübarek Olsun...

Ramazan Bayramı bereketi ve esenliği ile ülkemiz ve tüm insanlık âlemi için hayırlara vesile olsun…
Alt Manşet
Gündem
Türkiye-Avrupa STK İşbirliği Zirvesi İstanbul
12. Anadolu Buluşması Sonuç Bildirisi
Kapanış Konuşması: Zekeriya Şengöz
İslami Hareketler için Yeni Yaklaşımlar ve St
Çağdaş İslami Hareketlerin İmkân ve Sorunları
Siyaset ve Hakikat Arasında İnsan Olmanın İmk
Geçiş Dönemlerinde Siyaseti Yeniden Düşünmek
Modern Ahlak Anlayışının Temel Meseleleri
Modern Hayatta Ahlaklı Olmak Ne Demektir?
Yardım
İyilikder Suriye'de Kurban Eti Dağıttı
İyilikder Bu Bayramda Çocukları Sevindiriyor
İyilikder Suriye’deki Kamplarda Bayramlık Dağ
İyilikder’in Okul Onarım Çalışmaları Devam Ed
İyilikder Cerablus’ta Günlük Yardım Yapıyor
Paylaşınca Hayat Bayram Olur!
6 Yetim Aile Evlerinde Ziyaret Edildi
2017 Kurban Organizasyonu İstişare Toplantısı
Bab’daki Okulların Onarımı için Çalışmalar Ba
Eğitim
İyilikder II. Yetim Çocuk Şenliği Yapıldı
Öğretmenler Komisyonu Hasbihal Toplantısı Yap
Fidander Yaz Okulu Sona Erdi
Bir Yaz Okulu Böyle Geçti
Cami Yaz Okulları İstişare Toplantısı Yapıldı
Adobe Ürünleri Kursunda İlk Sertifikalar Veri
Onlar Eğlenerek Öğrendiler
Bilimder Yaz Okulu Sona Erdi
AÖB Kız Öğrenci Kampı Devam Ediyor
Kurumsal
Bülbülzade Vakfı Teşkilat Toplantısı Yapıldı
Malatya İmamı Azam Derneği’nden Vakfımıza Ziy
Bayramlaşma Bayramın III. Günü Yapıldı
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun...
Yabancı Öğrencilerden Vakfımıza Ziyaret
Suriye Yardım Derneğinden Vakfımıza Ziyaret
Common Future Derneği Vakfımızı Ziyaret Etti
Alim ve Kanaat Önderlerinden Vakfımıza Ziyare
Sakaryalı STK’lardan Vakfımıza Ziyaret
Gençlik
Ortaöğretim Öğrencileri için Doğru Tercih Sem
Yetimler İftar Sofrasında Buluştu
AÖB Gaziantep Şubesi İftarı Yapıldı
Meal Yarışmasında Dereceye Girenlere Ödülleri
Geleceğe Bir Adım Projesi Öğrencileri İftarda
AÖB 15 Ülkede Kardeşlik Sofrası Kuruyor!
AÖB 11. Bölge Ortaöğretim Çalıştayı Sona Erdi
Yetimler Piknikte Doyasıya Eğlendi
EKE Yılsonu Bitirme Programı Yapıldı
Aile
Mozaikder “Ölümcül Kimlikler”i Tahlil Etti
Okul Kampanyası için Kahvaltı Programı Düzenl
Kültür ve Kardeşlik Buluşmasına Davetlisiniz
Mozaikder, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü Tah
Akadder’in Okul Projesi için Güç Birliği
Akadder Hizmetiçi Eğitim Programı Yapıldı
Mozaikder, Aklı Selim’i Tahlil Etti
Mozaikder, Türkiye’nin Maarif Davası’nı Tahli
“Beni Duyuyor Musun?” Kitabı Tahlil Edildi
Röportajlar
Hayalimiz İnsani Gelişmişlik Endeksi Yüksek B
Yurt Anlayışını Yeni Bir Konsepte Dönüştürdük
Anadolu'nun ötekisi şeytandır, emperyalistler
28 Şubat'ı Cezalandıramadığımız için 15 Temmu
İstikrar Spor Kulübü Başkanı ile Röportaj
15 Temmuz Sonrası Sokak Röportajları
Bölge halkını savaşın aracı yapmak istiyorlar
Suriye'nin geleceğine 'entelektüel yatırım'
Demokrasi Meydanından Canlı Röportajlar
Yayınlarımız
Ramazan Günlükleri Şafak Radyo’da
‘Etkinliklerle Yaz Okulu Kitabım’ Çıktı!
Muhacirler Belgeseli’nin 24. Bölümü Yayınland
Bültenimizin 14. Sayısı Çıktı
Suriyeli Muhacirlere Sosyal Uyum Rehberi Çıkt
İşrak Gazetesi'nin 1.Yıl Lansmanı Yapıldı
Rastiya Jiyane 6. Sezon Çekimleri Yapıldı
‘İslam Dünyasında Temel Sorunlar’ Çıktı
Muhacirler Belgeseli TRT Avaz’da Yayında