Personellerimizden Okuma Seferberliği

Personellerimizden Okuma Seferberliği Öne Çıkarılmış

Bülbülzade Vakfı ve bağlı birimlerde çalışan personellerimiz arasında başlatılan okuma seferberliği büyük ilgi görüyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında yapılan sabah kahvaltısında bir öneri ile gündeme gelen okuma seferberliğine gönüllü olarak katılan personellerimiz, bu ay Turgay Aldemir’in Muhasebe ve İnşa Sürecinde Aklı Selim kitabı, Bilgi ve Bilinç, O’na Yolculuk kitaplarını okumaya başladılar. Arap personeller ise kitapların Arapça baskılarını okuyorlar.

Okuma seferberliğine vakıf çatısı altında faaliyet gösteren; Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder), Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM), Katre Sanat Merkezi, Ortadoğu Medya İletişim Merkezi, İyilikder Yardım Koordinasyon Merkezi, İstikrar Spor Kulübü, Bülbülzade Aygün Erkek Öğrenci Yurdu ile Bülbülzade Eruslu Kız Öğrenci Yurdu’nda çalışan personeller katılıyor. Kitaplarla ilgili önümüzdeki günlerde kitap tahlili programı yapılması da planlanıyor.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Yeni Sezonun İlk İstişare Sohbeti Yapıldı

    Bülbülzade Vakfı’nın aylık olarak düzenlediği, teşkilat çalışmaları, bölgemiz, ülke ve dünya gündeminden öne çıkan başlıkların müzakere edildiği yeni sezonun ilk İstişare Sohbeti yapıldı.

    Bu sene 8. yılına giren istişare sohbetlerinin ilk oturumu 23 Eylül Pazartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı. İstişare sohbetinin moderatörlüğünü İbrahim Özmantar, sunumu ise Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir yaptı. Oturuma Bülbülzade Vakfı bünyesinde 22 komisyonda faaliyet yürüten komisyon üyeleri katıldı.

    Oturumun başında programın moderatörü İbrahim Özmantar 07-08 Eylül tarihlerinde Kayseri’de yapılan Anadolu Platformu Teşkilat Şurası ile ilgili haziruna bilgi verdi.

    Ardından sözü Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir’e alarak bir konuşma gerçekleştirdi. Aldemir’in konuşmasından satır başları şöyle;

    “Sivil toplum dediğimiz şey sivil bir diplomasidir. Dağınıklığımızdan bunun çarpanını büyütmekte zorlanıyoruz. Şu teşkilatın birbiriyle senkronize bir şekilde çalışması yaptığımız işleri büyütüyor. Her biri birimiz ucundan tutuyoruz. Komisyonlar, birimler derken topluluğun sayısının çok üstünde bir enerji ortaya çıkıyor. Gönül ister ki bu çalışmalar ülkemizde daha büyük yapılara dönüşsün.

    Hesapsız dostlukların normal hayatın içinden çekildiği bir dönemde burada insanlar hiç tanımadığı insanlar için bir araya geliyor, ne yapabilirim diye. Bu tür programlarda amacımız bu işleri nasıl geliştirebiliriz? Yaptıklarımızın eksikleri, noksanlıkları nedir? Bunlara gençleri, toplumun diğer kesimlerini nasıl daha fazla katabiliriz? Yol yürürken bizi değerli kılacak yol azığımız neler olmalı? Yolda kalmamak için neler yapabiliriz? Nelerden uzak durmalıyız? Ortak bir teşkilatta, bir davada bir insanı yoldan alıkoyan nelerdir? İmtihan devam ediyor nihayetinde. Hangi bakış açımızı güncellememiz gerekir? Çünkü hayat dinamik an be an yenileniyor.

    Sorunları çözerken bazen koşullar bizi sorunun bir parçası haline getirir. Eğer yürüyüşünüzde bir muğlâklık varsa bir sorunu çözerken bir bakarsınız ki sorunun parçası oluvermişsiniz. Bunlara dair birçok soru var. Birlikteliğimiz için nasıl bir gelecek hayal ediyoruz. İdelinizde bir fluluk varsa kararlı bir duruş sergilemeniz çok zor. Diğer taraftan bize güç kaynağı olacak temel değerlerimiz nelerdir? Rabbimize karşı, ailemize, komşumuza, topluma karşı sorumluluklarımız var. bunun gibi birçok mevzu birbirinin içerisinde evirilip gidiyor.

    Biz bir dava için mücadele ediyoruz. Siz dünyanızı ve ahretinizi kurtaracak bir teşkilatın içerisindesiniz. Karar alırken istişare edeceğiz. İş yaparken o sistemi işletmek gerekiyor. Buralarda çıkan kararın muhalifi de olsak canı gönülden onun için çaba sarf etmemiz gerekiyor.  Buraya birbirimizden ilham almak, yeniden var olan sinerjimize birbirimizin heyecanını, duasını katarak bu sorunların üstesinden gelmemiz lazım.  Bu çalışmalarda bize güç verecek kendi rüzgârımız, kendi hikâyemizdir. Bizler kendi rüzgârımızı, kendi hikâyemizi kendimizin oluşturması gerekiyor. Bunları birbirimizle konuşarak, paylaşarak çoğaltmalıyız. Kültürel bir duruşumuzun olması lazım. Bu çalışmaların gelecekteki insanlara anlatılması, toplumun diğer katmanlarına anlatılması kültürle gerçekleşir. Bunların belgeselleri, filmleri, kitapları çıkacak. Bunlar kuşaktan kuşağa aktarılarak insanlığa ilham vermeye devam edecek. Hikâyesi olmayan yaşamamıştır zaten. Bunları yeniden edebiyatın, sanatın, sinemanın geldiği noktayla buluşturmak gerekiyor. Bizi yanlış anlayacak, yanlış anlatacak görüntü, eylem, söylem, ifadelerden kaçınmamız gerekir. Topluluğu zan altında bırakacak ifadelerden uzak durmamız lazım. İletişim çağında kimsenin kimseyi inkâr etme şansı yoktur. Yaptığımız işi herkese söyleyecek kadar şeffaf, açık, onurlu ve dürüstçe gerçekleştirmemiz lazım. Bizim gizlimiz saklımız yoktur. Ne milletimizden ne de devletimizden.

    Bunları gerçekleştirirken stratejik davranmamız lazım. Bunu yaparsam ne olur? Bunu yaparsam diğer birimin çarpanını büyütürüm? Biz bir aileyiz. Ailede bir ferdin yaptığı diğerini ilgilendiriyor. Bir vücudun azaları komisyonlar olarak biz bir azamızı tedavi ederken diğerine zarar veriyorsak onu kurtarmış mı oluyoruz? Onun için bunları planlayarak vücut bütünlüğünü önemseyelim. Bu hareketin vizyonu, ufku gelecekteki karşılıklarını da daha ciddi çalışmak lazım. Bu teşkilat örgütlü bir şekilde işlerimizi istişare ile bir düzen içerisinde, bu fikirlerin müzakere edildiği ders halkaları ki bunlar bu topluluğu anlamlı kılan en önemli iştir. Artık yeni bir dünya ile karşı karşıyayız. Karşı karşıya olduğumuz dünya bize ait olan her şeyi bir kenara itiyor. Bu insanı ürperten bir şey.  Ayağımızı yaşadığımız bu zemine basarak İslam’ın değerlerini yeniden bu çağın idrakine sunmak için mücadele edeceğiz” dedi.

    Sunumun ardından programa ara verildi. Aranın ardından müzakere kısmına geçildi. Bu kısımda katılımcılar tarafından konuyla alakalı sorular soruldu, fikirler beyan edildi ve öneriler dile getirildi.

    Sezonun ilk İstişare Sohbeti yapılan müzakerelerin ardından sona erdi.

  • Bülbülzade Yurtlarında Görev Değişimi Yapıldı

    Bülbülzade Aygün Erkek Öğrenci Yurdu ve Bülbülzade Eruslu Kız Öğrenci Yurdunda yeni yöneticiler göreve başladı. Bülbülzade Yurtları Genel Müdürü Sıddık Akdoğan görevi Oktay Altun’a, Bülbülzade Eruslu Kız Öğrenci Yurdu Müdiresi Sümeyra Kaçmazer de görevi Saliha Arslan’a devretti.

    Görev değişimi dolayısıyla Bülbülzade Vakfında küçük bir merasim düzenledi. Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir Sıddık Akdoğan ve Sümeyra Kaçmazer’e hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek plaket takdiminde bulundu. Yeni müdürler Oktay Altun ve Saliha Arslan da halef selef müdürlere hediye takdiminde bulundu. Ardından toplu hatıra fotoğrafı çektirildi.

  • Personellerimiz Kahvaltıda Bir Araya Geldi

    Bülbülzade Vakfı yönetimi, vakıf ve bağlı birimlerde çalışan personellerle sabah kahvaltısında bir araya geldi.

    3 Eylül Salı günü düzenlenen ve yeni dönemde ayda bir yapılması kararlaştırılan kahvaltı programına; Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Yönetim Kurulu Üyesi Rabia Aldemir ve Fadime Eminoğlu, Bülbülzade Vakfı Müdürü Cumali Kaplan, Ortadoğu Medya İletişim Merkezi Genel Koordinatörü Mehmet Fatih Eminoğlu, Bülbülzade Yurtları Genel Müdürü Oktay Altun, vakıf çatısı altında faaliyet gösteren, Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder), Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM), Katre Sanat Merkezi, Ortadoğu Medya İletişim Merkezi, İyilikder Yardım Koordinasyon Merkezi, İstikrar Spor Kulübü, Bülbülzade Aygün Erkek Öğrenci Yurdu ile Bülbülzade Eruslu Kız Öğrenci Yurdu’nda çalışan personeller katıldı.

    “Vakıf İnsana Birlikte Yaşamayı Öğretiyor”

    Tanışma ve personellerin görüş ve önerilerinin dinlenmesi ile başlayan programda konuşan Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Bülbülzade Vakfı’nın toplumdaki amaç ve misyonuna değinerek çalışmaların bu idealller doğrultusunda özveriyle yürütüldüğünün altını çizdi. Aldemir sözlerini şöyle sürdürdü; “Vakıf insana birlikte yaşamayı öğretiyor. Faaliyetlerimizi çevremize anlatmalıyız. Bu personellerimizin ve gönüllülerimizin vefa borcudur. Bu tür kurumların farklılığını ve özgünlüğünü yaşatmamız lazım. Hz. Peygamber (a.s)’ı farklı kılan inandığı idealleri hayata geçirmesiydi. İnsanlığın yeniden hayat bulacağı yer güçlünün zayıfa el uzattığı yerdir. Atalarımız bilenler yol alır, bilmeyenler yolda kalır demiş. Vakıf personelleri olarak günlük bir saat okuma saati koyalım ve o kitapların tahlilini yapalım. Vakıfçılık demek ahenk demektir. O da fikirle olur. Yine personellerimiz için aylık kişisel gelişim seminerleri düzenleyeceğiz” dedi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız