Salı, 11 Mayıs 2021
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn Öne Çıkarılmış

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Vicdan Sahibi İnsanlara ve Devletlere Çağrı

    Tüm Vicdan Sahibi İnsanlara ve Devletlere Çağrı:

    Yeter artık! Bu hayasız zulmü durdurun!

    İsrail 1948’den beri yapageldiklerini bugün de yapmaya devam ediyor. Saldırılar ilk kez yaşanmıyor. Bundan sonra da yaşanmaya devam edecek gibi görünüyor.

    Bu saldırılar karşısında duyarlık serdedilmesi önemli, anlamlı; lakin hamasi söylemler ve duygusal yaklaşımlarla sorunun çözülmeyeceğinin, devam eden zulmün sona ermeyeceğinin bilinmesi gerekiyor. Yıllardır devam eden haksızlıklar ortada… “Safımız belli olsun” kabilinden tutumların ötesine geçecek bilinçli, etkili, caydırıcı adımlara ihtiyaç var. Terör devletini durduracak, kanın akmasını, işgalin devam etmesini engelleyecek adımlara… Bunların gerçekleştirilmesi ise bireysel tutumların ötesinde adımların atılmasını gerekli kılıyor.

    Bugün Türkiye’nin ve dünya Müslümanlarının sivil toplumlar, devletler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde atacakları akıllı adımlara ihtiyaç var. Yani daha üst bir ortak akla ve bu ortak aklın atacağı adımlarla, terörün devamını engelleyecek girişimlere ihtiyaç var. Sadra şifa olacak girişimlere… Siyasi, ekonomik, askeri, kültürel vb. Bu konuda Müslüman olan-olmayan tüm duyarlı-vicdanlı kuruluşların, devletlerin harekete geçirilmesine, uluslararası alanda adımların atılmasına ihtiyaç var.

    Çağrımız İsrail’e karşı fiili adım atabilecek tüm kesimlere ve devletlere olmalıdır. Mesela İslam İşbirliği Teşkilatı zorlanabilir, bu konuyla ilgili daha önceden oluşturulmuş kurullar harekete geçirilebilir. Yahut bunlardan bağımsız olarak devletlerin girişimleriyle yeni ortak adımlar atabilir. Mesela başlangıç olması bakımından Türkiye, İran, Katar vb. devletler birlikte daha ciddi açıklamalar yapıp hareket edebilir, dünyada İsrail karşıtı adım atabilecek devletlerin işbirliğini sağlayacak girişimlerde bulunabilirler. Bu adımların geciktirilmeden hayata geçirilmesi daha vahim gelişmelerin yaşanmasını engelleyebilecektir. Müslüman halklar yaşadıkları ülkelerde devletlerinden bu konuda ortak adımların atılmasını talep edebilirler.

    Sadece kınama mesajlarının yayınlanması, hamasi söylemlerin ifade edilmesi kısmi bir etki yapabilir lakin bunlar sorunun çözülmesini sağlamayacaktır. Bugün sahici söylemlere, eylemlere atılacak adımlara ihtiyaç var. Enerjimizin ve imkanlarımızın doğru yöntemlerle ve makul ölçülerde harekete geçirilmesi, dünya kamuoyunun Filistin’inin haklı davasının yanında yer almasının sağlanması gerekiyor.

    "Susmak elbette zehirlidir

    ve rahatlık getirir yazıklanmak da.

    Ey tenimde uzak yolculukların lekeleri!

    Ey çocuklarda uyuyan intizamsız güneşler!

    gelin ve boğdurun bu köleleri."

    ANADOLU PLATFORMU

  • Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun

    İnsanlığa rehber olarak gönderilen Kuran’ı Kerim’in indirildiği; rahmet, bereket ve bağışlanma ayı olan “Ramazan-ı Şerif’in" İslam alemine ve ülkemize hayırlar getirmesini Cenâb-ı Mevlâ'dan niyaz ederiz.

  • Basına ve Kamuoyuna

    HADSİZ TEŞEBBÜS KARŞISINDA SESSİZ KALMAYACAĞIZ!

    Emekli 104 amiralin Montrö Sözleşmesi, Kanal İstanbul, kılık kıyafet ve Anayasa değişikliği hakkında üzerlerine vazife olmadığı halde halkın oylarıyla iktidara gelmiş yönetime muhtıra verir gibi yayınladığı haddini aşan bildiri, eski darbe dönemlerini hatırlatmış, belli çevrelerde darbe hevesinin devam ettiğini göstermiştir.

    Bu menfur bildirinin parmak sallayarak ortaya koymuş olduğu tutum, ifade hürriyeti bağlamında değerlendirilemez! Çünkü bildiriye imza koyan isimlerin tamamı, bu zamana kadar Türkiye’de pek çok darbeyi gerçekleştirmiş bir gelenekten gelmektedir. Diğer darbe ve muhtıralarda olduğu gibi aynı dili, imayı ve tutumu tekrar eden bu bildiri de “Yüce Türk Milleti” hitabıyla başlamış, Atatürkçülük gibi bir maskenin arkasına saklanmış, irtica paranoyasıyla devam etmiş ve her zamanki gibi bir gece yarısı ilan edilmiştir.

    Önceki darbelerin başlıca gerekçesi olan irtica söyleminin, bu bildiride de kendini göstermiş olması, atılan adımlara ve gerçekleştirilen reformlara rağmen darbe tehdidinin henüz geçmediğini ortaya koymaktadır. Demokratik seçimlerle ve halkın oylarıyla iktidara gelmiş hükûmeti hiçe sayıp
    tehdit ederek bildiri yayınlamak, askerî vesayet özleminden başka bir şekilde değerlendirilemez.

    Türkiye’de millet iradesini, hak ve hukuku önemseyen bütün kesimler, bu aba altından sopa gösterme girişimine elbette hak ettiği tepkiyi vermelidir.

    Türkiye tekrar muhtıralarla, darbelerle yönetilen bir ülke olmayacaktır. Milletin iradesine karşı yapılmış bu aymaz teşebbüs, sessizce geçiştirilemez.

    Bildiriye imza atanların bu teşebbüsü neden yaptıkları ve bu teşebbüsün ilişkileri ortaya çıkarılmalı. Söz konusu bildiri ile ilgili adli işlemler yapılmalı, hukuk işletilmeli ve hak ettikleri cezaya çarptırılmalı. Vesayet hevesi ve girişimlerinin bir daha yaşanmaması ve kimsenin bir daha böyle bir çirkinliğe cesaret edememesi için acil ve kalıcı tedbirler alınmalıdır.

    Hatırlatmak gerekir ki, Türkiye’deki hiçbir darbe veya muhtıra, NATO’dan bağımsız gerçekleşmemiştir. NATO ve işbirlikçileri aynı konumlarını sürdürseler de artık darbelere göğüs geren, tankların karşısına çıkan ve askerî vesayetle yönetilmek istemeyen bir millet bulunmaktadır.

    Anadolu Platformu olarak millet iradesini hiçe sayan hiçbir güç karşısında sesiz kalmayacağız!

    Anadolu Platformu

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Snow
Snow
Snow
Snow
Snow
Snow
Snow
Snow