Öğretmen Çalıştayı Sona Erdi

Öğretmen Çalıştayı Sona Erdi Öne Çıkarılmış

Açılış seminerinin ardından Gaziantep Bölge Öğretmen Çalıştayı’na grup çalışmaları ile devam edildi. Grup çalışmalarında beş gruba ayrılan katılımcılar;

- Ulus Devlet-Sivil Müfredat Ayrımı (Moderatör: İbrahim Özmantar)

Ulus devletin serencamı

Zorunlu eğitim, zorunlu müfredat

Değişen şartlar, değişmeyen müfredat

- Sivil Toplum ve Din Eğitimi (Moderatör: M. Hıdır Akaslan)

Din eğitiminde din dili

Din eğitiminde kuşak çatışması

Din eğitimi ve terbiye mekânları olarak sivil toplum

- Eğitim Vizyon Belgesi ve Sivil Toplum (Moderatör: Hüseyin Polat)

2023 eğitim vizyon belgesinin temelleri

Davranış ve yetenek eğitimi bize ne kazandırır

STEM ve sivil toplum kuruluşlarında karşılığı

- Yaygın Eğitimde Mekân (ev, cami, vakıf, dernek), (Moderatör: Ali Simsar)

Yaygın eğitimde ev-aile

Yaygın eğitimde cami

Yaygın eğitimde vakıflar ve dernekler

- Sivil Toplumun Eğitim Perspektifi ve Öğretmenler (Moderatör: İlhan Altun)

Eğitimin lokomotifi olarak öğretmen

Gönüllülük ve öğretmen

Üniversiteler sivil eğitimin neresinde?

Konu başlıklarının müzakere edilmesinin ardından grup çalışması sunumlarına geçildi. Beş grubun moderatörü grup kararlarını kürsüye gelerek haziruna okudu.

Ardından Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ tüm katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür ettiği kapanış konuşması gerçekleştirdi.

Gaziantep Bölgesi Öğretmen Çalıştayı toplu aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Öğretmen Komisyonundan Tanışma ve Hasbihal Programı

    Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından Bülbülzade Vakfı Kurtuluş Ormanında tanışma ve hasbihal programı düzenlendi.

    12 Ekim Cumartesi günü düzenlenen etkinliğe Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ, 35 erkek ve 25 kadın komisyon üyesi katıldı. Bülbülzade Vakfı Kurtuluş Ormanının gezilmesiyle başlayan programda daha sonra hasbihal gerçekleştirildi. Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ hasbihalde yaptığı konuşmada kurtuluş ormanının serencamından bahsetti, öğretmen komisyonunun çalışmaları hakkında haziruna bilgi verdi. Organizasyon yemek ve tatlı ikramının ardından sona erdi.

  • Öğretmen Komisyonu İftarı Yapıldı

    Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından düzenlenen, öğretmenler ve ailelerinin katıldığı iftar programı 29 Mayıs Perşembe günü Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezi avlusunda yapıldı.

    İftar programına; Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ, Kadın Öğretmen Komisyonu Başkanı Ayşegül Günaslan, şube müdürleri, eğitim yöneticileri, komisyon üyeleri ve 450 civarında davetli katıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan iftar programında daha sonra Bülbülzade Vakfı’nın tanıtım filmi izlendi. Ardından Bülbülzade Vakfı Kadın Öğretmen Komisyonu Başkanı Ayşegül Günaslan kürsüye gelerek kısa bir selamla konuşması yaptı. Günaslan konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Hepimiz gençlerin durumundan kaygılıyız. Her gün öğretmenler odasında gençlerin durumunu konuşuyoruz, şikayetleniyoruz, tartışıyoruz. Biz inanıyoruz ki şikâyet ettiğimiz durumu düzeltecek olan da yine biz öğretmenleriz. Bu amaçla düzenlediğimiz bir dizi etkinliğin sonuna geldik ve her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz iftar sofrasında hep birlikteyiz. Hepinizin ayaklarına sağlık hoş geldiniz” dedi.

    Tahammülsüzlük ve şikâyet bizim işimiz değildir

    Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ konuşmasında şu hususlara değindi; “Ramazan aynının son günlerinde hep birlikte bir sofrada buluşmak bizler için büyük bir mutluluk kaynağı. Biliyorsunuz biz Hz. Peygamber’in vahiyle buluşmasını, oruçlar tutarak, iftarlarda bir araya gelerek, sahurlara kalkarak kutlamaktayız. Açıkçası vahyi konuştuğumuz bir dönemdir ramazan. Ramazan yeniden vahyi idrak etmenin, yeniden vahiyle buluşmanın zamanıdır. Bizler Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu olarak tahammülsüzlüğün ve şikâyetin olduğu yerde maarif davasının olmayacağına inanan bir kitleyiz. Tahammülsüzlük ve şikâyet bizim işimiz değildir. Biz yegâne çalışma alanımız olan insana ne kadar dokunabiliriz, insanı ne kadar Resullullah’ın yoluna yönlendirebiliriz onun hesabını yapmaktayız. Vahiyle buluştuğumuz ramazan ayı fetihlerin de ayıdır. Mekke’nin fethi bir ramazan gününde nasip oldu. Hz. Peygamber sahabe-i kiramla beraber Mekke’ye doğru yol alırken şöyle diyor; ‘artık oruçlarınızı açabilirsiniz. Yarın Mekke’ye giriyoruz. Şuanda sizin oruçlarınızı açmanız Mekke’nin fethi açısından çok önemlidir’ deyip önce kendisi oruçlarını açıyor. Bizler de yeni gönüller fethetmek için adımlarımızı sıklaştırdık. Bütün öğretmenlerle birlikte yemeklerimizi hazırladık yetimlerin evlerine misafir olduk. Yardımlarımızla fakir fukaranın gönlüne dokunmaya çalıştık. Nesli ıslah ederken yeryüzünü imar etmenin de kaygısını içimizde taşıyarak Kurtuluş Ormanımıza yeni fidanlar diktik. Kurtuluş Ormanımız insanın içinde huzur bulduğu bir mekâna dönüştü. Bizler arzın imarı neslin ıslahı için yola çıkan Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu olarak yaklaşan kadir gecenizi tebrik ediyoruz, onun ardından gelecek olan ramazan bayramınızı tebrik ediyoruz. Allah’tan sevdiklerinizle beraber nice kadir gecelerine, nice ramazan bayramlarına, nice kurban bayramlarına çıkmanızı temenni ediyoruz” dedi.

    Selamlama konuşmalarının ardından iftar programı Celal Er tarafından yapılan dua ile sona erdi.

  • Sivil Toplum ve Eğitimin Sivilleşmesinde Öğretmen

    Açılış ve selamlama konuşmalarının ardından çalıştayın açılış semineri olan “Sivil Toplum ve Eğitimin Sivilleşmesinde Öğretmen” sunumunu Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ulukütük tarafından gerçekleştirdi.

    Ulukütük, sunumunda şu ifadelere yer verdi; “başlığımız Sivil Toplum ve Eğitimin Sivilleşmesinde Öğretmen. Burada sivil toplum kavramı var, eğitim kavramı var ve öğretmen kavramı var. Üç kavramımız var. Bu üç kavramla ilgili zihinsel bir netliğimiz olmadığı takdirde tasavvurumuz u algılarda sahih olmadığından bu tasavvura dayalı cümleleriniz ve önermelerimiz de yanlış olacaktır. Sivil toplumdan ne anlıyoruz? Sivil toplum kavram olarak menşei olarak bizim kültürümüze yabancı, ithal bir kavram. Bu kavramın arka planında filolojik olarak Protestanlık, ekonomik olarak kapitalizm, siyasal-politik olarak da liberalizm var. Özünde çıkar merkezli insan tipi var. Sivil toplumu var eden olgu bu.

    Ancak bu sivil toplumu bizde bir karşılığı olmasa da bir cemaat ve vakıf kültürümüz var. Burada cemaat ve vakıf kültürünün bir sivil toplum kültürü olmadığı, ikisi arasında derece farkı değil mahiyet farkı olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Sivil toplum kendi çıkarları için bir araya gelen insanlar demektir. Vakıf ise kendisi dışındaki insanlara bir hayırda dokunmak, bir yardım etmek maksadıyla bir araya gelmiş insanlar topluluğudur. Onun için aralarında çok derin kavramsal ontolojik fark vardır. Sivilleşmeden bahsettiğimde burada sivil toplumun medenileşme, batılılaşma, yani uygarlaşma anlamında kullanmadığımı belirtmek istiyorum. Sivilleşme kavramından her söz ettiğimde bir işi gönülle yapmak, Rıza-i Bari için yapmak, merkezine sadece ama sadece bunu koymak. Sivilleşme bu demek. Bu anlamda kavramları belki kökeni ile itibariyle bize yabancı olsa da bugün biz bu kavramları yeniden kendimize uygun bir biçimde kavramlaştırabiliriz.

    Sivil toplum dediğimiz olguyu bugün bizim kendi dünyamız için düşündüğümüzde bunu modern batı dünyasının son 400 yıllık macerası ulus devlet, sanayileşme ile karşımıza çıkardığı bir durumla mücadele etmektir. Peki, son 400 yılda ne oldu? Biz kendi kültürel damarlarımızdan, geleneksel damarlarımızdan, ontolojik ve inanç damarlarımızdan beslenerek son 400 yılda olan duruma nasıl dur diyebiliriz?

    İmparatorluklar yıkıldı yerine ulus devletler çıktı. Ulus devlet demek bir ulusun egemenliği altında, bir ulusun üstünlüğü iddiasına göre yaşamaktır. Önce ulusçuluk ortaya çıktı sonra uluslar icat edildi. Millet tarihi hakikattir ama ulus çağdaş bir icattır. O anlamda millet olmakla ulus olmayı tamamen birbirinden ayırdığımı bilmenizi isterim. Bir ulusun etrafında, bir ulusun üstünlüğünde bir araya geldiğimizde bütün bir ulusun birbirlerinin aynısı haline gelmeye çalışıyorsunuz. Bütün bir ulusu bir arada tutabilmeniz için elinizde en güçlü silah eğitimdir. Bütün ulus devletler ulus olmalarını, ulus olarak yaşamalarını eğitime borçludur. Çünkü eğitim bütün bir eğitim bütün bir ulusu senkronize eder. Herkes aynı anda okula gider aynı anda çıkar, herkes homojenize olur, aynı kıyafetleri giyer, aynı müfredatları takip ederler. Kuşların, ağaçların, böceklerin burada yeri yoktur. Tek bir şey vardır, standardizasyon” dedi.

    Sunumun ardından Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Mesut Aydağ tarafından Mehmet Ulukütük’e hediye takdimi yapıldı.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız