Vakfımız, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda gönüllülerin katılımıyla 2018 Yılı Mali İşleyiş Bilgilendirme Toplantısı düzenledi.

22-23 Nisan tarihlerinde Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan toplantıya Bülbülzade Vakfı Başkan Yardımcısı Yunus Atilla Hamallar, Yönetim Kurulu İbrahim Özmantar ve Mali Komisyon Üyelerinden Nebi Ergen ve Cavit Karakaş katıldı.

Toplantıda 2018 yılına ait gelir-giderler bilgileri detaylı bir sunumla gönüllülere aktarıldı, yönetimden ve gönüllülerden gelen tavsiye ve görüşler karşılıklı müzakere edildi.

İyilikder ve Avrupa Yardım Vakfı işbirliği ile aylık yardım yapılan yetimler bağışçılarına teşekkür mektubu gönderdi.

İyilikder ve Avrupa Yardım Vakfı işbirliği ile uzun süredir aylık düzenli yardım yapılan yetim aileler bağışçılarına teşekkür mektubu gönderdi. 22 Nisan Pazartesi günü İyilikder Yardım Koordinasyon Merkezinde gerçekleştirilen etkinliğe Avrupa Yardım Vakfı Başkanı Ahmet Mihmat, İyilikder Gaziantep Şube Başkanı Talip Çelik ve gönüllüler katıldı.

Organizasyona katılan 18 yetim bağışçılarına birer teşekkür mektubu göndererek Ramazan’ını kutladı ve yardımlarından dolayı teşekkür etti. Mektuplar Avrupa Yardım Vakfı tarafından Avrupa’da yaşayan hayırseverlere ulaştırılacak.

Etkinliğin ardından yetimler ve aileleri daha sonra Harikalar Diyarı’na giderek doyasıya eğlendi.

Katre Sanat Merkezi’nde Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) sınavına hazırlanan 28 öğrenciden 22’si başarılı oldu.

Katre Sanat Merkezi tarafından bu sene başında başlatılan Bilsem Hazırlık Kursu, Hafıza Teknikleriyle İngilizce Kelime Oyun Kursu, Robotik Kodlama - Yazılım ve Donanım Kursu, Tiyatro-Drama Kursları devam ediyor. Cumartesi ve Pazar günleri yapılan BİLSEM hazırlık kurslarına katılan 28 öğrenciden 22’si başarılı oldu. Katre Sanat Merkezi koordinatörü Hayriye Kara konuyla ilgili yaptığı açıklamada BİLSEM hazırlık kurslarının Kasım ayından beri devam ettiğini belirterek kursa katılan öğrencileri ve onlara desteklerini esirgemeyen ailelerini tebrik etti.

Katre Sanat Merkezi’nde Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen kurslara veliler ve öğrenciler büyük ilgi gösteriyor.

BİLSEM nedir?

Bilim ve Sanat Merkezleri, okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki özel yetenekli öğrencilerin (resim, müzik ve genel zihinsel yetenek) örgün eğitim kurumlarındaki eğitimlerini aksatmayacak şekilde bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla açılmış olan bağımsız özel eğitim kurumlarıdır.

Anadolu Platformu Gaziantep Bölge Toplantısı 21 Nisan Ocak Pazar günü Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde Gaziantep’te yapıldı.

Bu sene yapılan ikinci bölge toplantısına; Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Abdulhakim Yalçın, AKADDER Başkanı Rabia Aldemir, İyilikder Genel Sekreteri Mustafa Çaylı, Gaziantep Bölge Başkanı Mustafa Kar, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Adıyaman, Kilis, Kahramanmaraş, Gaziantep, Elbistan, Kâhta ve Nizip'ten üye kuruluş temsilcileri katıldı.

Toplantıda; Anadolu Platformu İstişare ve İcra Kurulu Bilgilendirmeleri, 14. Anadolu Buluşması, Aile Çalıştayı, III. Âlimler Çalıştayı, Öğretmen Komisyonu ve Yeniden Yapılanma, Genel Merkez Kitap Kahve Projesi, Dönem Değerlendirmeleri, Denetleme Kurulu Raporları, AÖB Yarıyıl Kampları Değerlendirmesi, Spor Kulüpleri, Ramazan Ayı Programları, Kitap Kafe Çalışmaları, Yaz Okulu Çalışmaları, Ders Halkası Envanterleri; Verimlilik, Davet Çalışmaları ve Eğitimci Anketi ele alındı.

Gündem maddelerinin ardından komisyon oturumlarına geçildi. Komisyon oturumlarında; Vakıf ve dernek başkanları, İyilikder, Yetim Komisyonu, Evde Karakter Eğitimi, Anadolu Kadın ve Aile Derneği, Anadolu Öğrenci Birliği Yükseköğretim ve Ortaöğretim Birimi, Öğretmen ve Esnaf Komisyonları toplanarak çalışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM) tarafından düzenlenen “Gençlik Atölyesi” başlıklı atölye çalışmasının ikinci oturumu, “Ne istiyorsunuz benden? Ailemizin, sosyal çevremizin beklentileri, peki ya benim hedeflerim?” başlığı altında İbrahim Özhazar ve Enes Günaslan’ın sunumuyla yapıldı.

Atölye Danışmanı İbrahim Özhazar’ın moderatörlüğünde yapılan oturum 20 Mart Cumartesi günü BEKAM Toplantı salonunda gerçekleştirildi.  Seminerde , “Ne istiyorsunuz benden? Ailemizin, sosyal çevremizin beklentileri. Peki ya benim hedeflerim?” sorularına İbrahim Özhazar ve Enes Günaslan’ın sunumu ve katılımcıların katkılarıyla cevap arandı. Nisan ayında başlayan gençlik atölyesi üç hafta devam edecek.

“Gençlik Atölyesi” atölye çalışmasının üçüncü ve son oturumu 27 Nisan Cumartesi günü “Bir Gelecek Benim Ellerimde Şekillenecek. Dünyamızın sınırları, dilimizin sınırları kadardır / gencim, mutluyum, kafam karışık” başlıklı oturumuyla sona erecek.

Prof. Dr. Ali Gür ve Prof. Dr. Şehmus Demir, Fecr Radyo’da yayınlanan Antep Sohbeti programında konuk olarak Kuzey Suriye’deki akademik çalışmalar hakkında bilgi verdiler.

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şehmus Demir, Fecr Radyo’da canlı olarak yayınlanan Antep Sohbeti programında konuk olarak Kuzey Suriye’deki akademik çalışmalar hakkında dinleyicilere bilgi verdiler. 16 Nisan Salı günü yapılan programda güvenli bölgedeki akademik çalışmalardan bahseden Prof. Dr. Gür, Gaziantep Üniversitesi’nin bölgeye dönük yaptığı akademik çalışmalar ve gelecekte yapmayı planladıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Gaziantep Üniversitesi’nin bölge insanına dönük Arapça eğitim veren önde gelen kurumlardan biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ali Gür, Kuzey Suriye’deki güvenli bölgede eğitim faaliyetleri yürüttüklerini ve bölgede yeni fakülteler, enstitüler açmayı planladıklarını söyledi. Cerablus’ta 5 programda eğitim veren yüksek öğretim kurumunun eğitime devam ettiğini belirten Prof. Dr. Gür, yakın zamanda Bab şehrinde bir iktisadi ve idari birimler fakültesi, Azez’de bir Mühendislik Fakültesi ve Afrin’de bir fakültenin açılarak bölge insanına hizmet vereceğini belirtti.

Bölgedeki akademik çalışmaların diploma denkliği olmayan Suriye vatandaşları için bir iş fırsatı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Gür, bu çalışmalarla bölgenden batıya giden beyin göçünün önüne geçeceklerini sözlerine ekledi.

Programda dinleyicilerden gelen sorular da yanıtlandı.

Anadolu Platformu tarafından bu sene üçüncüsü düzenlenen Alimler Çalıştayı “Toplumsal Sorunların Çözümünde Âlim ve Aydınların Rolü” başlığı altında Muş Alparslan Üniversitesinde yapıldı. 13-14 Nisan tarihlerinde yapılan çalıştay Anadolu Platformu, Muş Alparslan Üniversitesi, Millî Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının iş birliğiyle düzenlendi.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda sırasıyla, İslami İlimleri Araştırma ve Din Âlimleri Birliği Derneği (Mele Divanı) Başkanı Mahsum Yıkın, Medrese Âlimleri Vakfı (MEDAV) adına Prof. Dr. Mehmet Halil Çiçek, Uluslararası Müslüman Âlimler Dayanışma Derneği (UMAD) Başkanı Abdulvahap Ekinci, Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Muş İl Müftüsü Alettin Bozkurt ve Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül birer selamlama konuşması yaptı.

Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir yaptığı selamlama konuşmasında; “Biraz daha fazla yakınlaşmaya, daha fazla dost olmaya, samimiyet, birleşmeye ve kardeşlerimizle hep beraber olmaya ihtiyacımız var. Kadim dönemde bir sorun varsa orda toplumun birer medresesi vardı. O halde bugünkü eğitimi ve durumu düzeltmek lazım. Bu sorunun ilahiyat, milli eğitim ve medreseleri bir araya getirerek düzeleceğine inanıyorum” dedi.

Çalıştayın Açılış konuşmasını yapan Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ise; “Sosyal sorunları çözen, fakire sahip çıkan ve dört duvar arasına sıkışarak hiç bir şey yapmayarak öğrenilen bilginin hiç bir analımı yoktur. Toplumun âlimlerinin susması cahillere yol açmaktadır. Cahillerin kol gezdiği bir toplum ne kadar faydalı olur. Onun için toplumun vebali âlimlerdedir. Âlimlerin toplumla iç içe olup cahilleri etkisiz hale getirmesi lazım. Bilgisiz âlimleri susturmak lazım” dedi.

İki gün boyunca toplam beş oturumun icra edildiği çalıştayda farklı konu başlıklarında toplam 10 tebliğ sunuldu ve bu tebliğler katılımcılar tarafından müzakere edildi. Prof. Dr. M. Halil Çiçek moderatörlüğündeki ‘Medreseler’ başlıklı ilk oturumda; M. Abdulbaki Çağatay, “Medrese Eğitiminde Temel Problemler”, M. Tayip Elçi ise “Medrese Eğitiminde Yöntem Arayışları” başlıklı tebliğlerini sundu.

‘İlahiyat Fakülteleri’ başlıklı ikinci oturumun moderatörlüğünü Öğr. Gör. Muhammed Zahid Kuldaş yaptı ve bu oturumda Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, “İlahiyat Fakültelerinde Temel Problemler” ve Prof. Dr. Hamdi Gündoğar, “İlahiyat Fakültelerinde Eğitim Yöntem Arayışları” başlıklı tebliğlerini sundu.

Konu başlığı ‘Diyanet’ olan üçüncü oturumun moderatörü Prof. Dr. Abdülcelil Bilgin’di. Bu oturuma, Prof. Dr. Şahin Güven, “DİB Eğitim Kurumlarında Temel Sorunlar” ve Osman Alparslan “ DİB Yaygın Din Eğitim ve Hizmet İçi Eğitim Programları” başlıklı tebliğleri ile katıldı.

Çalıştayın ikinci günündeki ilk oturumda ‘Millî Eğitim’ başlığı ele alındı. İbrahim Özmantar’ın yönettiği bu oturumda MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, “Din Eğitim ve Öğretiminin Güncel Meseleleri ve Çözüm Önerileri”, Mehmet Nezir Gül ise “Millî Eğitimde Eğitim Yöntem Arayışları” başlıklı tebliğlerini sundu.

Çalıştayın, ‘Sivil Toplum’ başlıklı beşinci ve son oturumunu Dr. M. Cüneyt Gökçe yönetti. Bu oturuma, Abdulvahhap Ekinci, “Sivil Toplum Kuruluşlarında Eğitimin Temel Sorunları” ve Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, “Sivil Toplum Kuruluşlarında Eğitim Yöntem arayışları” başlıklı tebliğleri ile katıldı.

Aldemir, sunumunda şu ifadelere yer verdi; “Biz bir kaç yüz yıldır sorunlarımızı yüz yüze konuşamıyoruz. Hiç bir medeniyet dıştan yıkılmaz içten yıkılır. Bizim acılarımız var fakat bu acılarımızı sürekli söylemlerle çözüme ulaştıramayız. Bizim medeniyetimizde,  geçmişimizde, bilgi, pratikle hayat bulurdu. Fakat o dönemde batı da bilgi sadece aydınlardaydı.

Tarihte nizamiye medreseleri olsun Alparslan olsun Fatih’in Sahn-ı Seman Medreseleri olsun önemli bir medeniyet havzası oluşturuyordu. Bu gün aynı ortamı sağlamak için hep birlikte yeniden nasıl bir gelecek ortaya koymalıyız ile ilgilenmeliyiz.

Biz asırlardır eğitimli insanlara hasret kaldık, teferruatı tekrar eğitim değildir. STK’ların pasifliği, gençlere ulaşamaması, başka grupların onları içine almalarına neden oluyor. Bizim eğitim sistemimizi kurduğumuz yer ailedir. Hiç bir kurum aileden daha iyi eğitim veremez. Nice kadim medeniyetler ailenin çözülmesi ile yıkılmıştır” dedi.

Çalıştayın kapanış konuşmasını Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ramazan Kayan yaptı. Kayan konuşmasında; “Ulemanın itibarı çok önemli. Alimlerimizin harcanmaması lazım. Hatalarımız, günahlarımız olabilir. Birbirimizin gıyabında birbirimizi hayırla yâd edeceğiz. Önyargılarımız yıkılıyor. Bu tür buluşmalar da ön yargılarımızın yıkılmasına, önümüzün açılmasına ışık tutuyor. Zaten emperyalistler âlimleri itibarsızlaştırma noktasında her şeyi yapıyorlar. Bu noktada birbirimize sahip çıkacağız” dedi.

Çalıştay sonunda bir de sonuç bildirgesi yayınlandı. Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Abdulhakim Yalçın tarafından okunan III. Âlimler Çalıştayı Sonuç Bildirgesini okumak için lütfen tıklayınız.

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Ortaöğretim Birimi 30 yetim öğrenci ve 40 liseli öğrencinin katıldığı kahvaltı programı düzenledi.

14 Nisan Pazar günü Gaziantep Üniversitesi Kültür Evinde gerçekleştirilen organizasyonda 70 öğrenci ve ortaöğretim birimi yetkilileri katıldı. Birlikte yapılan kahvaltının ardından yetim öğrenciler için bir şenlik düzenledi. Şenlikte ip atlama, ritim oyunu, yakar top, halat çekme gibi oyunlar oynandı. Oyunlar oynayan ve hoşça vakit geçiren öğrencilere pamuk şekeri ikramı yapıldı. Daha sonra liseli öğrencilerin hazırlamış olduğu hediyeler yetim çocuklara takdim edildi. Organizasyon hatıra köşesinde toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Bülbülzade Vakfı Yetim Komisyonu “Okudukça Kitap, Okudukça İnsan” isimli proje kapsamında 50 yetim annesinin katılımıyla Forrest Carter’in “Küçük Ağacın Eğitimi” kitabını tahlil etti.

13 Nisan Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan kitap tahlili öncesinde kitapları okuyan anneler daha sonra kitaptan sınava tabi tutuldular. Dereceye giren annelere Yetim Komisyonu üyeleri tarafından hediye takdimi yapıldı. Hediye takdimlerinden sonra Bülbülzade Vakfı Yetim Komisyonu üyesi Mukaddes Canyurt’un moderatörlüğünde kitabın tahlili yapıldı. Kitap tahliline katılan yetim annelerinin heyecanı ve mutlulukları görülmeye değerdi. Yetim anneleri; “Okuyarak çocuklarımıza örnek olduk ve birçok kazanımlar elde ettik. En güzeli buydu bizim için” şeklinde duygularını ifade ettiler.

Program, toplu hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.

Anadolu Platformu tarafından bu sene 3.sü düzenlenen Âlimler Çalıştayı’nda kapanış konuşmasını Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ramazan Kayan yaptı.

Kayan, konuşasında şu noktalara değindi; “Medreselerimiz, ilahiyatlarımız, üniversitelerimiz, diyanet, sivil toplum örgütleri, milli eğitim oturduk sorunlarımızı masaya yatırdık inşallah neşteri vurduk geniş bir perspektifte dolu dolu iki gün geride kaldı. Hocalarım değindi ama ben kısaca bir cümle ile altını çizeyim; burada ne siyasi iradenin ne de bir yapının diğer yapıyı vakumlama, dönüştürme gibi niyetinin, teşebbüsünün olmaması lazım. Eğer medreselerimiz kendilerini yenileyecekse kendilerini koruyarak, özgünlüklerini koruyarak yapacak. Sivil yapılarımız için de aynı şeyi söylüyorum. Çoğu zaman siyasi iradenin gölgesinde kalanlar asıl amaçlarını varoluş nedenlerini gerçekleştirmiyorlar. Geride kaldıkları için siyasi iradenin de gerisinde kalıyorlar. Bu bakımdan mutabakat çok önemli ama herkesin kendi özgünlüğünü, özelliğini koruması da çok önemli. Bundan sonra bu şekilde yaklaşımlarla daha güzel birliktelikler gerçekleştireceğiz. Buna ümmetin de Türkiye’nin de çok ihtiyacı var. Bu ihtiyaca yönelik girişimlerin de güzel semerelerini rabbim inşallah bize gösteriyor.

Dünden bugüne âlimlerimizin serüvenine kısaca atıfta bulunmak istiyorum. Allah resulünün gününden bu güne ulemanın sınavına baktığımızda ümmetin ilk yaşadığı travma efendimizin vefat etmesinden sonra İrtidat olayları gerçekleşiyor. Ebul Hasan en Nedvi’nin ifadesiyle bir irtidat ki karşısında Ebu Bekir var. Ama sonrasında yeni travmalar geldi. Özellikle saltanat günleriyle birlikte, ısırıcı meliklik günleriyle birlikte ümmetin yaşadığı yeni krizlerin, travmaların karşısında yine bakıyoruz ki Sait bin Cübeyr’ler duruşlarını ortaya koyuyorlar. O ilmi cesaretle travmaları atlatabilmenin gayretini gösteriyorlar. Moğol istilası tarihte ümmetin yaşadığı en ciddi kırılma süreçlerinden biri. Moğol istilası dönemlerinde Bağdat başta olmak üzere İslam ümmeti tüm tarihi birikimiyle birlikte ortalık ateş topuna döndüğünde İbni Teymiyye ve benzerlerinin ortaya koydukları o diriltici duruşla ümmet o günleri de aşabildi. Haçlı seferleriyle gelen yeni travmalara yine aynı süreçlerde ilmi ile amel eden akidesinin, inancının bedelini ödeyen toplumu, nesli, uyarıcı, diriltici duruşlarıyla haçlı seferlerini de akim bırakmışlardır. Dünyevileşmenin ümmeti alabildiğine tehdit ettiği zaman diliminde zühdü, verayı merkeze alan, kalb boyutunu, ümmetin yeni bir ruhla dirilmesini hedefleyen tasavvufi harekeler gerekse diğer hareketler çok önemli görevler ifa etmiştir. İmam Gazali bu noktada İslami duruşla nasıl bir duruş ortaya konacak bize gösteriyor. Hint alt kıtasında Celalettin Ekber Şah’ın ortaya koyduğu yeni din icat etme girişimine karşı İmamı Rabbaninin ortaya koyduğu bu duruş ümmetti bu günlere getirmiştir. Biraz daha geliyoruz Şah Veliyullah Dehlevi’den tutun ve en son Osmanlı sonrası ulus devlet sürecinde ümmetin yaşadığı kırılmalarda bakıyoruz ki İslami diriliş hareketleri tüm dünyada filizleniyor. Bunun neticesinde Hasan El Benna’nın ortaya koyduğu dirayet. Belki lokal gibi görünse de süreç içinde Cemalettin Afganilerden, Muhammet Abduh’lara kadar daha özelde bizim coğrafyaya gelince Sait Halim Paşa, Mehmet Akiflerden, Elmalılı Muhammet Hamdi Yazırlara o ilmi damar sürekli varlığını göstermiştir. Ve elhamdülillah bu bugün de devam ediyor.

Şimdi geliyoruz bugün kendi sınavımıza. Kendi yakın tarihimizi kendi geleceğimizi konuşacak olursak şu salondaki tüm hocalarımın sahadan geldiklerini biliyorum. Dünden bugüne nasıl geldik? Kışı da yaşadık baharı da yaşadık. Ve şimdi yeni dönemlerde bizi bekleyen yeni sınavlara burada hazırlık yapmanın gayretindeyiz. İslam dünyasında ve Türkiye’de yeniden zor şartlar bizi bekliyor. Hazırlığımızı buna göre yapacağız. Yeni süreçte neler yapmamız lazım? Nelere odaklanmamız lazım? Engellerimiz nelerdir? Bir dönem korkularla sınandık. Şimdi konfor ve koltukla sınanıyoruz. Bir dönem gençliğimiz şiddetle sınandı, şimdi gençliğimiz şehvet ve şüphelerle sınanıyor. Bu dönemin sınavını nasıl vereceğiz. Bir dönem yokluk ve yalnızlıkla sınandık şimdi varlık ve çokluk içerisinde yalnızlık ve yoklukla sınanıyoruz. Varlık içinde yokluğu yaşamanın riski ile karşı karıyayız. Yeni süreçte bizi bekleyen felaketlerimiz neler olabilir? Kısaca sadece cümle başlıklarını hatırlatayım:

1 tükenmişlik sendromundan korkuyorum

2 kabullenilmiş çaresizlikten korkuyorum

3 üretilmiş korkulardan korkuyorum

4 kronik tembelliklerden endişe ediyorum

5 ertelenmiş sorumluluklardan dolayı kaygılıyım

6 yenilerin tabiriyle metal yorgunluğunun bizi de vuracağından endişe ediyorum.

Her şey yerinde ama tüm bu imkânları seferber etme noktasındaki gecikmişlerimizden endişe ediyorum. Yine bunları ifade ederken yeni süreçte bizi bekleyen şu gibi riskler var. Bilgiçlik, bağnazlık ve büyüklenme. İnsanı bozan, âlimi bozan, toplumu bozan en ciddi virüslerden endişe ediyorum. Enaniyetlerimiz ve asabiyetlerimiz tüm hassasiyetlerimizi ve hususiyetlerimizi süreç içerisinde ifsat edebilir. Yine bir kaygım umut azlığı, ufuk darlığı ve umursamazlık. Umutlarımızı azaltacak, ufkumuzu daraltacak yorumlardan tavsiyelerden eleştirilerden şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Önce bunun idrakinde olmamız lazım. Bunları devreye koymak için biraz gayret etmemiz lazım.

Buradaki seviyeye bakınca dünyaya model olabilecek enginliğe sahip olduğumuzu görüyorum. Birbirimizin imtihanı olmadan bu imtihanı birlikte nasıl verebiliriz? Bu fırsatları iyi değerlendirmezsek fıkıhsız bir toplum, fakihsiz İslami hareketler ortaya çıkacaktır.  Ve bu yanlışların vebali de bizim omuzlarımızda kalacaktır. Şu toplumun bize verdiği kredinin, bize verdiği saygının yeterince farkında değiliz. Şöyle düşünelim bu toplum neyini bizden esirgedi ki? Ne istedik de vermedi ki? Çocuğunu istiyoruz veriyor, malını istiyoruz veriyor? Bu toplum kavgası olduğu zaman, kan davası olduğu zaman ilk gideceği kapı karakol değil, yargı değil, âlimlerin kapısıdır. Bunu iyi okumamız lazım. Merci biziz aslında farkında değiliz. Âlimin sözünün üstüne söz yok diyor. Bundan dolayı biz özgül ağırlığımızın fakında olmamız lazım. Hayat boşluk kabul etmiyor. Bu fırsatları kaçırırsak fırsatların telafisi olmuyor. Yarın yeni nesli kaybetme riski ile karşı karşıyayız. Niçin dünyalarına giremedik? Niçin yüreklerine dokunamadık? İlmin gereği onların ayağımıza mı gelmesi yoksa bizim tek tek o kapılara dokunup yüreklere dokunmamız mı?

Şuan İslam dünyasının yüzü bize dönük. İslam dünyasının sorunlarını bu masanın etrafında konuşmamız lazım. Yerel olanla evrensel olanın mutabakatı üzerinde gayret edeceğiz. Yeni bir dil lazım ama bu dil konusunda kaygılarım var. Sakın yeni bir dil derken dini dile feda etmeyelim. Seküler bir dile, popüler bir dile, liberal bir dile gerçekleri feda etme riski ile karşı karşıyayız. Tabi ki dil güncel olacak ama dini dile feda etmeden bunu yapacağız inşallah. Yeni bir yöntem arayacağız. Biz bu coğrafyanın evladıyız, çocuklarıyız. Bu coğrafyanın toprağını da, tohumunu da iklimini de biliyoruz. Yeni bir filizlendirme, yeni bir çiçeklenme. İnşallah emperyalistleri endişelendirecek bu filizlenmenin daha gür olması lazım.

Ulemanın itibarı çok önemli. Alimlerimizin harcanmaması lazım. Hatalarımız, günahlarımız olabilir. Birbirimizin gıyabında birbirimizi hayırla yâd edeceğiz. Önyargılarımız yıkılıyor. Bu tür buluşmalar da ön yargılarımızın yıkılmasına, önümüzün açılmasına ışık tutuyor. Zaten emperyalistler âlimleri itibarsızlaştırma noktasında her şeyi yapıyorlar. Bu noktada birbirimize sahip çıkacağız” dedi.

logolarımız