Gençken Yapılacaklar Sunumu - (Video)

Gençken Yapılacaklar Sunumu - (Video) Öne Çıkarılmış

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in Anadolu Öğrenci Birliği tarafından Gaziantep’te düzenlenen Hikâyemiz Anadolu Türkiye Buluşmasında yaptığı “Gençken Yapılacaklar” sunumunun tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Bir Gençlik Buluşması Böyle Geçti

    Anadolu Öğrenci Birliği tarafından Gaziantep’te düzenlenen “Hikâyemiz Anadolu” başlıklı Türkiye buluşmasının sona erdi.

    26-28 Ağustos tarihlerinde Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan buluşmanın tanıtım filminin aşağıdan izleyebilirsiniz.

  • Zekeriya Şengöz Gençlere Tavsiyelerde Bulundu

    Anadolu Öğrenci Birliği tarafından Gaziantep’te düzenlenen “Hikâyemiz Anadolu” başlıklı Türkiye buluşmasının son gününde Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz ile söyleşi gerçekleştirildi.

    26-28 Ağustos tarihlerinde Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan buluşmada söyleşinin moderatörlüğünü Cumali Kaplan yaptı.

    Şengöz söyleşide kısaca şu hususlara değindi; “1980’li yıllara kadar kendi şahsi uğraşılarımızla, özellikle de Milli Türk Talebe Birliği, Akıncılar daha da genişletirsek mücadele dernekleri ve çeşitli kuruluşlar vardı. Bu kuruluşlar özellikle de genç neslin kendilerini ifade edebilmeleri için içinde bulundukları kuruluşlardı. Bu kuruluşlar bizim için o yıllarda özellikle kendimizi ifade edebileceğimiz, içinde bulunduğumuz an kendimizi düşünce boyutunda belli bir noktaya geldiğimizi düşündüğümüz, hatta her yönüyle mücadeleyi omuzladığımız yerlerdi. O günlerde gençlik sadece yolunu aramak, bir şekliyle farklı düşünce yapılarına kaymadan uğraş veren ve kendisini ifade etme noktasında gayret sarf eden bir uğraşı gündemine almıştı. Bu yıllar 70’li ve 80’li yıllardı. Bizler sahip olduğumuz anlayışımızı, fikriyatımızı, düşüncemizi korumak için ve onun gerçekten sahih bir düşünce olması noktasında da kendimizi yetiştirecek imkânlarımız az olduğundan kitapevleri, çay ocakları vb. yerlerde mücadelenin de sınırlı olduğu süreçleri söylemeye çalışıyorum. Sadece talebe kuruluşlarının içerisinde yetişmeye çalıştık. Öncü olarak gördüğümüz özellikle Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören gibi şahsiyetler kendileri ile heyecan bulduğumuz, kendileri ile bir anlayışı sahiplendiğimiz ve ortaya koydukları mücadele ile kendilerine gıpta ettiğimiz kimlik ve kişilikte insanlardı. Ta ki 80 darbesine gelinceye kadar. 1980 darbesinden sonra biz anladık ki bir yerde sıkıntılar var, gençlik ortada kalmış ve sahiplenen kimse yok. Dolayısıyla böyle bir süreçte yaptığımız ve yapacağımız işleri önümüze koymaya, uzun uzadıya tahlil etmeye, almış olduğumuz mesafe ile gelmiş olduğumuz noktanın doğruluk payının ne olup olmadığını gündemimize alamaya çalıştık. Bizler bir şekliyle ancak bağımsız durabilmekle, ancak düşüncelerimizin daha rahat ve güzel bir şekilde ortaya konabileceği ortamları yakalamakla, bir de dünyada olan gelişmeleri de yakinen öğrenmek ve takip etmekle işin üstesinden gelebileceğimizi tahmin edebiliyorduk.

    O sıralarda Seyyid Kutup, Mevdudi, Hasan El Benna, Raşid Gannuşi, Hasan Turabi gibi bunların ortaya koydukları düşünce eserleri bizi biraz daha yakinen İslamı öğrenmeye, bilmeye, bu düşüncenin toplumsal olarak mücadeleye kaçınılmaz olacağı inancı bizim yolumuzu aydınlatıyordu. Türkiye’de 1980’e kadar ülkede terör ve kargaşa vardı. Mahalleler ve semtler parçalanmış ve sahiplenilmişti. Üniversitelerde hakeza aynıydı. Böyle bir süreç yaşanıyordu. Bizler düşünce yapımızı bu dönemde tamamlamaya çalıştık. Öyle oldu ki her üniversitede İslamcı gençten bahsedilmek durumunda olundu. Her fakültede Müslümanlar kendilerini ifade edebilecek, alınları açık, kafaları dik ve hiçbir zaman onurlarını ayaklar altına almadan Müslüman kimliğe sahip olduklarını haykırabiliyordu.

    Benim en çok üzerinde durmaya çalıştığım noktaların başında direniş gelir. En hayran olduğum kelimelerden birisi budur. En fazla gaye sarf ettiğim ve ruhen kendimi yenilemek ve genç olarak kalabilme ufkunu ve düşüncesini de bu direniş kimliğinden almaya çalışıyorum. Direniş dindar insanların ve dini hayatın bir şekliyle kendi gündemlerine dinin özellikle belirgin vaziyette tanımladığı bir kavram. Kerim kitabımızda da özellikle hem iç dünyamızda hem de dış dünyamızda gelişen her türlü olay ve hadiseye karşı bizi diri tutmak gibi bir özelliğe sahiptir. Yani dinin kendisinin ortaya koyduğu bir kavramdır. Dini hayata mensup olan insanların hem uhrevi olan iç dünyalarında hem de dış dünyalarında direniş gerçekleştirmeleri gereken bir sorumlulukları vardır. Direniş çeşitli boyutlarda kendini gösteriyor. İç dünyamızda direnişimimizin adaletten sapmaması için, işleyeceği günahlardan vazgeçmesi için, asır suresinin muhtevasında da göreceğimiz hakkın ve sabrın tavsiye edilmesine kadar taşıyor. Namaz hem iç hem de dış dünyamızla ilgili yönünü ortaya koyuyor. İçeriden iç temizliğini yaparak dış dünyadaki mücadelemizde de namazın bizi kötülükten alıkoyduğundan bahsediliyor. Dışarıdan da emperyalizme, sömürgeciliğe, her türlü ahlaksızlığa karşı mazlumların yanında olma gibi biz bu direnişin eserleriyiz. Sizin burada oluşunuz bunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.

    Söyleşi programında gençlerden gelen soruları da yanıtlan Zekeriya Şengöz, sunumun sonunda çekilen toplu hatıra fotoğrafına da katıldı. Söyleşi toplu hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

  • “Hikâyemiz Anadolu” Türkiye Buluşması Sona Erdi

    Anadolu Öğrenci Birliği tarafından Gaziantep’te düzenlenen “Hikâyemiz Anadolu” başlıklı Türkiye buluşması sona erdi.

    26-28 Ağustos tarihlerinde Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde Gaziantep’te yapılan buluşmanın ikinci gününde atölye çalışmalarıyla devam edildi. İkinci gün atölye çalışmalarında “Anadolu Platformu Fikriyatı ve Yapılanma Modeli” ele alındı.

    Atölye çalışmalarının ardından iyi örnek sunumlarına geçildi. Bu bölümde 6 öğrenci sahneye gelerek iyi örnek olarak seçilen projelerini haziruna anlattı. İyi Örnek Sunumlarının ilki “Gönülçelen” Projesi ile Hanne Betül Ateş tarafından gerçekleştirildi. Hanne Betül Ateş sunumunda; Gönülçelen Sevgi Projesi ile İstanbul’da Üniversite öğrencilerinin yetim çocuklar ile eğitim ve oyun odaklı bir müfredat üzerinden ailelerine ve yetimlere nasıl hamilik ettiklerini anlattı. Ardından Abdullah Gündüz “İsar Öğrenci Topluluğu”nun İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri için konferanslar, eğitimler, kermesler düzenleyen faaliyetlerinden bahsetti. Üçüncü sunumda Zeynep Aksu, Çaresizsiniz Projesi’nin Gaziantep’te Üniversite öğrencilerinin yetim çocuklarla sanat, değerler eğitimi, yüzme etkinlikleri yaptıkları bir proje olduğundan bahsetti. Ardından Ali Yalçın Gaziantep Üniversitesinde öğrenciler tarafından Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak üç dilde çıkarılan Hemhal Dergisinin serüvenini anlattı. Beşinci sunumda Hacer Akkuş Konya'daki Üniversite öğrencilerinin yetim çocuklara maddi-manevi destekte bulunduğu yetim projesini anlattı. Altıncı ve son sunumda Hakan Yakut Kardeşliğe Bir El Uzat projesi ile İstanbul'daki üniversite öğrencilerinin Van'daki ortaokul öğrencilerine nasıl destek olduklarını anlattı.

    Sunumların ardından Anadolu Öğrenci Birliğinin faaliyetlerinin tanıtıldığı sinevizyon gösterisi yapıldı. Daha sonra Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz’ün hasbihal programı gerçekleştirildi.

    Sunumun ardından “Hikâyemiz Anadolu” başlıklı Türkiye buluşması toplu hatıra fotoğrafının çekilmesi ile sona erdi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız