Pazartesi, 28 Eylül 2020
AÖB’den Lise Öğrencilerine YKS Kampı

AÖB’den Lise Öğrencilerine YKS Kampı Öne Çıkarılmış

Anadolu Öğrenci Birliği (AÖB) Gaziantep Şubesi Ortaöğretim Birimi lise son sınıf öğrencilerine yönelik dört günlük YKS kampı düzenliyor.

27 Ocak Pazartesi günü başlayan kamp 30 Ocak Perşembe günü sona erecek. Yatılı olarak yapılan kampta öğrenciler Bülbülzade Aygün Erkek Öğrenci Yurdu ila Eruslu Kız Öğrenci Yurdu’nda misafir ediliyor.

Kampta; etütler, deneme sınavları, seminerler, makale okuma gibi etkinlikler yer alıyor.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi’nin 10. Haftasında "Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık" konusu Psikolog Dr. Mehmet Dinç’in sunumuyla irdelendi.

    Video konferans yöntemiyle yapılan oturumda Psikolog Dr. Mehmet Dinç şu hususlara değindi:

    “İçinde yaşadığımız dijital zaman dilimi insanların ve özellikle de gençlerin psikolojik olarak çok daha fazla kırılgan ve zayıf oldukları bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.

    Öncelikle insanın kendisini, hayatını ve dünyasını doğru anlamlandırması ve kodlaması gerekmektedir. İnsanın içinde yaşadığı dünyada her hal ve durum söz konusudur. İçinde yaşadığımız hayat ve dünya kolay değildir. Bu anlamda kolay bir hayattan ziyade güçlü ve huzurlu bir hayatın peşinden gidilmesi, bunlara ulaşmak için gerekli çabanın gösterilmesi ve bunlar için duaların yapılması gerekmektedir.

    Huzurlu ve güçlü bir duruma gelmek için insan hayatının bir disiplininin, sisteminin ve ritminin bulunması gerekir.

    Çocukluk ve gençlik dönemleri bir insanın psikolojik dayanıklılık kazanmasında en önemli dönemlerdir. Dolayısıyla bu dönemlerde eğer disiplinli, sistemli ve ritimli bir hayat oluşturulursa o genç psikolojik olarak çok sağlam bireye dönüşür.

    Yalnız şunu da unutmamak gerekir; insanın gelişimi ve değişimi son nefesine kadar devam eder. Bundan dolayı hiç kimseden umut kesmemek gerekir.

    İnsanın huzurlu ve güçlü olmasının yollarından biri de hayatının her dönemindeki gelişim ödevlerini yerine getirmesinden geçmektedir.

    İnsanın beş temel konuda gelişim ödevleri söz konusudur. Bunlar: Fiziksel, psikolojik, sosyal, zihinsel ve ahlâkî ödevlerdir.

    A-Fiziksel Ödevler:

    a-Uyku:

    İnsanı fiziksel olarak en çok etkileyen durum uykudur. Uykusu sağlıklı olmayan bir bireyin uyanıklığı da bereketli olmaz. Bundan dolayı gençlerin uyku düzenine, disiplinine ve ritmine sahip olmaları gerekir.

    İyi bir uykunun üç özelliği vardır:

    1-Düzenli uyku: Aynı saatlerde yatmak ve kalkmak.

    2-Dengeli uyku: En geç saat 23.00'te yatmak.

    3-Yeterli uyku: Uykunun en verimli olduğu saatlerde ve günlük altı saat olarak uyumak.

    Hayatımızda bir şeyi düzelteceksek buna uykudan başlamamız gerekiyor.

    b-Beslenme:

    Ne yiyoruz, ne kadar yiyoruz, nasıl yiyoruz?

    Ne yiyoruz?

    Size nimet olarak verdiklerimizin temiz ve helal olanlarından yiyiniz. En temiz ve helal yiyecekler evlerimizde var. Dolayısıyla yemek yeme mekânlarımız mutlaka evlerimiz olmalı.

    Ne kadar yiyoruz?

    İhtiyaçtan fazla yemek vücutta çok önemli sorunlara yol açar.

    Nasıl yiyoruz?

    Hızlı değil, ne yediğimizin farkında olarak yavaş yavaş yemeliyiz.

    c-Hareket:

    Bize emanet olarak verilen vücut hareket üzerine kurulu. Yediklerimizden aldığımız enerjiyi gereği gibi kullanamazsak hem fiziksel hem de psikolojik birçok sorunla karşılaşırız.

    B-Psikolojik Gelişim ve Ödevler

    İnsanın ilk görevi kendisini tanımasıdır. İnsan kendisini bilirse Rabb'ini bilir, haddini bilir.

    İnsanın kendisini bilmesi ve tanıması; kendisinin farkına varması, kendisiyle barışık olması ve kendi fıtratına uygun olanı seçmesi demektir.

    İnsanın kendisini tanıması, başkaları üzerinden değil, kendisi üzerinden hakikî anlamda tanımasıyla başlar.

    Başkalarının tanımlamaları ve adlandırmaları üzerinden kendimizi tanırsak gerçek anlamda kendimizle karşılaşamayız.

    Birçok insan vardır, hep kendisiyle yaşar ama kendisiyle hiç karşılaşmaz.

    Unutmayalım ki bizler başkalarının hayatının değil, bizlere verilen hayatın ve yeteneklerin hesabını vereceğiz.

    Sonuç olarak hayatta her zaman kolay bir hayatı yaşamak değil, her zaman gerçek anlamda huzurlu ve güçlü bir hayatı yaşamayı öncelemeliyiz” dedi.

  • Sosyal Medya ve Gençlik

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi’nin 8. Haftasında "Sosyal Medya ve Gençlik" konusuyla Prof. Dr. Ali Büyükaslan konuk oldu.

    Video konferans yöntemiyle yapılan ve moderatörlüğünü Burhan İçgüleç'in gerçekleştirdiği programda Ali Büyükaslan şunları dile getirdi:

    “Sosyal medyayı sadece sosyal ağlar üzerinden değerlendirirsek hata ederiz. Sosyal medya, bizatihi sanal bir dünyadır, yepyeni ve kurgusal bir âlemdir. Bizler önce binalar yaparız, onlara şekiller veririz; daha sonra binalar bize şekil vermeye başlar. Dolayısıyla insan, sosyal medyayı oluşturdu ve kurdu. Şimdi ise sosyal medya insanı oluşturuyor ve kuruyor.

    Kamerayı kim tutuyorsa, karşımıza çıkan gerçek onun gerçeği, ideolojisi ve değeridir. Eskiden çocuklarımız aynanın karşısına geçer, aynaya bakarak kendisini değerlendirirdi, şimdi ise çocuklarımız kendilerini ekranlara ve sosyal medyaya göre değerlendiriyorlar.

    Sosyal medyanın da; değeri, ideolojisi,  inancı, dini, mabedi, vaizi, sokağı, caddesi... Vardır. Kimlik karmaşası, mahremiyetin ifşası ve ihlali, dedikodu, bağımlılık, kul hakkı, yalan... Sosyal medyanın insana öğrettiği ve onu sürüklediği başlıca günahlarıdır.

    Her yenilik kendi kavramlarını, kelimelerini yani terminolojisini oluşturur. Bu arada o toplumda manevî yönü ağır basan ve değeri olan kavramları ve kelimeleri yani eskinin terminolojisini yok eder.

    Sanal âlemde her şey; din, iman, ahlak, erdem... Sanal olmaya başladı. Tuşu kapatınca bu değerler de kayboluyor.

    Sanal dünyanın mahkûmu değil de hâkimi olmak istiyorsak bizim değer dünyamızın yansıması olan içerikler üretmeliyiz.”

  • AÖB Online Eğitim Akademisinin 7.Haftası Geride Kaldı

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı online eğitim akademisi'nin 7. Haftasında "Gelecek Vizyonumuz" konusuyla  AKADDER (Anadolu Kadın ve Aile Derneği) Başkanı Rabia ALDEMİR konuk oldu.

    Video konferansla yapılan ve moderatörlüğünü Tuba TAKTAK'ın gerçekleştirdiği programda Aldemir şunları dile getirdi:

    Çocuklarımızın zekasından , aklından , önerilerinden , çözümlerinden faydalanmamız  , bunları dikkate alıp yöntem ve tutumlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Eğer bunları başarabilirsek , teknolojinin korkulacak bir olgu değil bilâkis insana değer katan bir olgu olduğunu görebiliriz.

    İnsan üzerine , aile üzerine sadece konuşan değil ; sorumluluk alan , elini taşın altına koyan olmalıyız.
    Ötekinin onurunu kırarak zafer kazananlar bizim dostumuz olamazlar.

    İçinde yaşadığımız zaman dilimi o kadar önemli ki ; ileride yaşadığımız dönem "Koronadan  önce ve Koronadan sonra" diye adlandırılacak. Bu süreçte her şeyimiz ; davranışlarımız , hayatımız , alışkanlıklarımız , ihtiyaçlarımız ... değişti.
    Unutmayalım ki bu virüs süreci hepimiz için yeni bir fırsat ve çıkış yoludur , eğer zamanın ruhunu iyi okuyabilirsek bu süreçten çok başarılı ve olumlu çıkabiliriz. Unutmayalım ki bu virüs süreci hepimiz için yeni bir fırsat ve çıkış yoludur , eğer zamanın ruhunu iyi okuyabilirsek bu süreçten çok başarılı ve olumlu çıkabiliriz.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız