Çarşamba, 12 Ağustos 2020
Gençlikteki İnanç Krizi

Gençlikteki İnanç Krizi Öne Çıkarılmış

Anadolu Platformu’nun gençlik yapılanması olan AÖB Ortaöğretim birimince eğitimcilere yönelik hazırlanan 12 haftalık 1. Dönem Online Eğitim Akademisi’nin 2. haftası “Gençlikteki İnanç Krizi” konusuyla Prof. Dr. Şaban Ali DÜZGÜN'ün katılımıyla gerçekleştirildi.

Video konferans sistemiyle yapılan programda Prof. Dr. Şaban Ali DÜZGÜN şu ifadelere yer verdi;

“İnanç krizi, gençlerde karşılaştığımız bir mesele olmaktan daha ötede, orta yaşlarda da kendini göstermektedir. Bu kriz, geçici olanla kalıcı olan arasındaki ayrımın yapılamamasından kaynaklanmaktadır. Asıl sorun, belirtilen ayrımı yapabilecek yeti ve yeterliliğe sahip olamamaktır. Gençlerin yaş olarak büyümeleri onlara olgunluk kazandırmıyor. Olgunlaşamayan bireylerimiz hayata katma değer kazandırmada misyon sahibi olamıyorlar.

Gençler, hayatlarına şekil vermede dinin önemini öncelikle kendileri keşfedebilmelidirler. Gençler inancı kaybettiklerinde yaşamlarındaki boşluğu fark edebilmeliler. Metafizik bağlantının kaybı insanlar arası ilişkide ahlaki sorunlar oluşturduğuna ikna edilmelidir.

İnancın insanımızda kullanım değeri ve değişim değerini günlük yaşamlarında görebilmelidirler. İslam’ın iyi insan projesi olduğu fikri pratize edilmeli ve Allah’ın kelamının insana en iyi form olacağı bilinci kazandırılmalıdır. Aynı zamanda bu formun insan ilişkilerine, eğitime, siyasete yani hayatın her alanına kaynaklık teşkil etmelidir.

Mutlaka doğru bilgi yanlış olandan ayıklanmalıdır.  İnsan zihnin sorabileceği sorulara makul ve doğru olan cevaplar sunulmadığında inançla ilgili krizlerin yaşanması muhtemeldir. 21 yy insanı şekle, gerçekliliğe tekabül etmeyen her cevaba karşı refleksler geliştirebilecek zihinlere sahiptirler. Bilginin doğruluğu; Ebu Hanife’nin; Akla, vahye ve peygamberin sünnetine uygunluk ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bu kriz ancak benliğini kazanmış bireylerle aşılabilinir. İnsanın kimlik ve kişiliğini aklede bilme ve özgür olabilme ile inşa edebilir. Benliğini kazanmış bireyler toplumda katma değer üretebilir. Bunun aksi silik, kimliksiz, sorunlu birey meydana çıkarır.

Gençlerin dini makul düzeyde onaylamaları doğru bir dilin kullanımıyla mümkündür. Hakikatin keşfi akli yeteneğin gelişimiyle gerçekleşir.  Gençlerle birlikte olan toplumun her kademesinde yer alan her bir birey buyurgan ve otoriter eğilimlerden kendini arındırmalıdır. 21 yy dili ahlak, merhamet, empati ve sevgi kavramlarını içerisinde barındırmalıdır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Online Yaz Okulumuz Sona Erdi

    Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi tarafından düzenlenen online yaz okulu 4 hafta süren eğitimlerin ardından sona erdi.  

    6 - 29 Temmuz tarihleri arasında “Eğlenerek Öğreniyoruz” başlığı altında yapılan Yaz Okulu, bu sene pandemi nedeniyle online yapıldı. 9 ila 15 yaş grubu arasındaki 230 öğrencinin kayıt yaptırdığı Yaz Okulu’nda 10’ar kişilik gruplara ayrılan öğrencilere alanında uzman eğitimciler tarafından eğitim verildi.

    Yaz Okulumuzda başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere Temel Dini Bilgiler, İtikat, Zekâ Oyunları ve çeşitli online yarışmalar yapıldı. Online yaz okulu program koordinatörü Turabi Çelik şunları söyledi; "AÖB olarak kendi gücümüzle, kendi çabamızla toplumsal iyiliği yaygınlaştırmak adına çocuklarımızı, gençlerimizin hayırlı birer insan olmaları adına elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz." dedi.

  • Dijital Oyunların Gençler Üzerindeki Etkileri

    AÖB Ortaöğretim birimince eğitimcilere yönelik hazırlanan 12 haftalık 1. Dönem Online Eğitim Akademisi’nin 5. haftası “Dijital Oyunların Gençler Üzerindeki Etkileri” konusuyla Dr. Murat Dağıtmaç’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

    Video konferans yöntemiyle yapılan programda Dr. Murat Dağıtmaç şu ifadelere yer verdi;

    “Playstation’dan tutun ekran üzerinde oynanan, bütün fiziksel tabanlı oyunlara dijital oyunlar diyoruz. Televizyonlarda karşılıklı etkileşim olmayınca yerine sosyal medya devreye giriyor.

    Biz çocuklarımıza daha güvenilir sokaklar ve oyun mekânları oluşturup, bunun kültürünü çocuklarımıza verebilseydik bugün onlar dijital ortama hapsolmayacaklardı.

    Dijital dünyadan uzak kalarak çocuklarımızın rol modelliğini kaybettik, şimdi bu dünyada yer alarak yeniden çocuklarımızın rol modelleri olmamız lazım.

    Çocuklarımızı kendi ellerimizle mahkûm ettiğimiz dijital dünya onların toplumsallaşmasından daha çok asosyalleşmesine yol açmıştır.

    Dijital platformları bizler yönetmediğimiz için bizlere açılan yollarda yürüyoruz, böylece dijital köleler haline dönüşüyoruz.

    Dijital dünyayla birlikte değişen en önemli kavramlardan birisi  "rol modellik" kavramı. Eskiden çocuklarımızın en önemli rol modelleri anne ve babalarıyken; şimdi dijital dünyadaki kahramanlar, youtuberlar rol model olmaya başladılar.

    Bizler ne zaman ki çocuklarımızla gönül, dil ve fiziki iletişimimizi kestik, onlar kendilerine çok gösterişli fakat içi tehlike ve zehir dolu yeni yol göstericileri seçtiler.

    Dijital dünyanın tehlikelerden birisi; örnek alınan dijital kahramanların ve youtuberların nesillerimize katmak istedikleri tehlikeli fikirler, düşünceler ve yaşam tarzlarıdır. Bu sanal kahramanların çoğunda şu üç özellik dikkat çekiyor:

    1. Sadistlik
    2. Psikopatlık
    3. Makyavelist bakış açısı

    Bizler, çocuklarımızı bakkala ve fırına bile gönderemezken; onlar çocuklarımızı intihara sürükleyecek kadar etkili olabiliyorlar. Bunun vebali ve sorumluluğu bütün anne babaların ve eğitimcilerin üzerinedir.

    Dijital platformların en büyük zararlarından birisi İslamofobik etkinlikler ve yönlendirmeleri. Önceden çizgi filmlerle başlayan bu durum daha sonra dijital oyunlara yansımıştır. Bugün birçok dijital oyunun ve etkinliğin içerisinde İslamofobia gizliden gizleye, bir zehir gibi verilmekte ve ne yazık ki etkili olmaktadır.

    Çocuklarımızı bizim yaşadığımız eski zamanlara geri götürme ihtimalimiz yok. En etkili yöntem; dijital platformları etkin ve verimli bir biçimde kullanmaktan geçiyor.

    Dijital dünyayı yasaklamak yerine ya yeni bir alternatif oluşturmamız ya da orayı yönetecek bir duruma gelmemiz gerekiyor. Bu dijital dünyaya çocuklarımızla birlikte girip ipleri elimize almamız gerekiyor.

    Dijital dünyayı çok etkili bir şekilde kullanarak oraya uygun rol modellerini bizler ortaya çıkarmalıyız. Bu rol modeller insancıl; vicdan,  irfan ve inanç yönü gelişmiş bir kişiliğe sahip olmalıdır.

    Bizler sorumlu ve duyarlı Müslümanlar olarak sadece kitap kafeler açmamalıyız, dijital kafeler de açıp buraları en verimli ve bilinçli bir şekilde kullanabilmeliyiz.” dedi.

  • Gençlerde Ergenlik Dönemi Ele Alındı

    Anadolu Platformu’nun gençlik yapılanması olan AÖB Ortaöğretim birimince eğitimcilerine yönelik hazırlanan 12 haftalık I. Dönem Online Eğitim Akademisi’nin 4. hafta konuğu “Gençlerde Ergenlik Dönemi” konusuyla Psikoterapist Metin Kaya oldu.

    Video konferans yöntemiyle yapılan eğitimde Metin Kaya şunları söyledi;

    “Ergenlik bir kriz değildir. Fıtri bir gelişimdir. Ergenlik dönemi doğru tanımlanmalıdır. Yanlış yaklaşımlar öncelikle gençlerde psikolojik travmalara yol açtığı gibi sosyal alanda bozulmalara sebebiyet verebilecektir. Bu dönem kız ve erkeklerde farklılık göstermektedir. Gençlerin yaşadığı coğrafya, kültürel ortam, aldığı eğitim farklılıkların ana kaynağını oluşturmaktadır.”

    Ergenliğin ilk, orta ve son dönem olmak üzere üçe ayrıldığını söyleyen Kaya; bu dönemlerle ilgili şunları ifade etti;

    “Akranlarıyla vakit geçirmekten haz duyarlar. Bu dönem bağımlılıkların kazanıldığı dönemdir. Madde kullanım deneyimi bu süreçte ortaya çıkar. Eğitimciler olarak gençlerin bu tür eğilimlerde olabileceğini aklımızdan çıkarmamalı ve bu süreç ciddiyetle dikkate alınmalıdır.  Bu döneme gençler neden ve sonuç ilişkilerini önemsemezler. Risk alma eğilimlerindedirler. İsyankâr davranış sergilerler, karamsardırlar. Çevresine kendilerini kabul ettirmek ister. Bedensel imaj algısı oluşturmaya çalışırlar.

    Ergeni tanımlarken onun biyolojik ve ruhsal gelişimlerine, aile ilişkilerine, sosyal çevre ve arkadaş ilişkilerine dikkat edilmelidir. Ergenin duyguları inişli ve çıkışlı olduğundan onu, güvensiz kişilik diye tanımlanmamalıdır. O, odaklanma sorunu ile karşı karşıyadır. Gelecek vizyonu oluşturmak ve hedef belirlemede sıkıntı yaşamaktadır.

    Gence yaklaşırken geneleme içeren eleştirilerden uzak durulmalıdır. Yoğun eleştiri yaklaşımı gençte benliğine saldırı olarak algılayacaktır ki; bu da çatışma ortamlarını besleyecektir. Eleştiri yapmak gerektiğinde de olumsuz davranış konusunda iletişim kurallarına riayet edilmelidir. Mutlaka yapıcı olmalıdır. Despot ve baskıcı ortamlar insan kazanımın önünde engeldir. İkna yöntemi bu hususta önemli bir yöntemdir. Birlikte yaşama kuralları tepeden inmeci olmamalı ve birlikte inşa edilmelidir.

    Son olarak: ergenlik dönemi tıpkı bir tırtılın kozası içerisinde kelebeğe dönüşme mücadelesidir. Her doğum sancılıdır. Ergenlik bir çocuğun yetişkinlerin dünyasına doğmasıdır. Gençlerin bu süreçte beklentileri anlayış ve sabırdır. Kendini bulma yolunda gence eğitimcilerin verebileceği en büyük değer, sevgi, saygı ve destektir. Aidiyet, bizim gence göstereceğimiz bu değerlerle oluşur. Gencin bize yaklaşması da bu sürecin doğru değerlendirilmesiyle mümkün olacaktır. Bu süreç doğru algılanıp doğru yönlendirildiğinde sonuç verebilir. Akıbetin hayrı anlayış ve sabırlı iletişim anahtarıyla mümkündür.” dedi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız