Çarşamba, 21 Ekim 2020
Online Yaz Okulumuz Sona Erdi

Online Yaz Okulumuz Sona Erdi Öne Çıkarılmış

Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi tarafından düzenlenen online yaz okulu 4 hafta süren eğitimlerin ardından sona erdi.  

6 - 29 Temmuz tarihleri arasında “Eğlenerek Öğreniyoruz” başlığı altında yapılan Yaz Okulu, bu sene pandemi nedeniyle online yapıldı. 9 ila 15 yaş grubu arasındaki 230 öğrencinin kayıt yaptırdığı Yaz Okulu’nda 10’ar kişilik gruplara ayrılan öğrencilere alanında uzman eğitimciler tarafından eğitim verildi.

Yaz Okulumuzda başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere Temel Dini Bilgiler, İtikat, Zekâ Oyunları ve çeşitli online yarışmalar yapıldı. Online yaz okulu program koordinatörü Turabi Çelik şunları söyledi; "AÖB olarak kendi gücümüzle, kendi çabamızla toplumsal iyiliği yaygınlaştırmak adına çocuklarımızı, gençlerimizin hayırlı birer insan olmaları adına elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • AÖB’den Ortaöğretim Öğrencilerine Piknik

    Anadolu Öğrenci Birliği (AÖB) Gaziantep Ortaöğretim Birimi ders gruplarındaki öğrenciler ve hocalarının katılımıyla bir piknik düzenledi.

    Bülbülzade Vakfı Kurtuluş Orman’ında gerçekleştirilen piknikte Kurtuluş Ormanı’nın nezih ortamında birlikte eğlenen öğrenciler hocalarıyla hoşça vakit geçirdiler. Piknik kafilesi birlikte yedikleri yemeğin ardından Kurtuluş Ormanı’nı gezdiler.

  • Teşkilatlı Çalışma

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi'nin 11. haftasında "Teşkilatlı Çalışma" konusuyla eğitimci Âdem Er konuk oldu.

    Video konferans yöntemiyle yapılan ve moderatörlüğünü Ergül Karaduman'ın gerçekleştirdiği programda Âdem Er şu hususlara değindi;

    “Yaptığımız işin emanetçisi olduğumuz bilincini kuşanmalıyız.

    İnsanı merkeze alan bir teşkilat anlayışına sahip olmalıyız.

    Başından sonuna kadar takip edemediğimiz işler sarpa sarar, başarıya ulaşamaz. Kişilerin yeteneğine ve gücüne göre görev ve sorumluluk yüklemeliyiz.

    Yapacağımız işleri gönlümüz istediğinde değil gönlümüzle yapmalıyız. Teşkilatçılık, nikâhlanmak gibidir söz verince sizi bağlar.

    Amatör bir ruhla ama profesyonelce işler yapmalıyız. Teşkilatlarımız insan tüketen değil insan üreten yerler olmalıdır.

    Tek başımıza yapacağımız işler azdır ancak hep birlikte pek çok iş başarabiliriz.

    Dik duruşlu olmalıyız ancak dik başlı olmamalıyız” dedi.

  • Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi’nin 10. Haftasında "Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık" konusu Psikolog Dr. Mehmet Dinç’in sunumuyla irdelendi.

    Video konferans yöntemiyle yapılan oturumda Psikolog Dr. Mehmet Dinç şu hususlara değindi:

    “İçinde yaşadığımız dijital zaman dilimi insanların ve özellikle de gençlerin psikolojik olarak çok daha fazla kırılgan ve zayıf oldukları bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.

    Öncelikle insanın kendisini, hayatını ve dünyasını doğru anlamlandırması ve kodlaması gerekmektedir. İnsanın içinde yaşadığı dünyada her hal ve durum söz konusudur. İçinde yaşadığımız hayat ve dünya kolay değildir. Bu anlamda kolay bir hayattan ziyade güçlü ve huzurlu bir hayatın peşinden gidilmesi, bunlara ulaşmak için gerekli çabanın gösterilmesi ve bunlar için duaların yapılması gerekmektedir.

    Huzurlu ve güçlü bir duruma gelmek için insan hayatının bir disiplininin, sisteminin ve ritminin bulunması gerekir.

    Çocukluk ve gençlik dönemleri bir insanın psikolojik dayanıklılık kazanmasında en önemli dönemlerdir. Dolayısıyla bu dönemlerde eğer disiplinli, sistemli ve ritimli bir hayat oluşturulursa o genç psikolojik olarak çok sağlam bireye dönüşür.

    Yalnız şunu da unutmamak gerekir; insanın gelişimi ve değişimi son nefesine kadar devam eder. Bundan dolayı hiç kimseden umut kesmemek gerekir.

    İnsanın huzurlu ve güçlü olmasının yollarından biri de hayatının her dönemindeki gelişim ödevlerini yerine getirmesinden geçmektedir.

    İnsanın beş temel konuda gelişim ödevleri söz konusudur. Bunlar: Fiziksel, psikolojik, sosyal, zihinsel ve ahlâkî ödevlerdir.

    A-Fiziksel Ödevler:

    a-Uyku:

    İnsanı fiziksel olarak en çok etkileyen durum uykudur. Uykusu sağlıklı olmayan bir bireyin uyanıklığı da bereketli olmaz. Bundan dolayı gençlerin uyku düzenine, disiplinine ve ritmine sahip olmaları gerekir.

    İyi bir uykunun üç özelliği vardır:

    1-Düzenli uyku: Aynı saatlerde yatmak ve kalkmak.

    2-Dengeli uyku: En geç saat 23.00'te yatmak.

    3-Yeterli uyku: Uykunun en verimli olduğu saatlerde ve günlük altı saat olarak uyumak.

    Hayatımızda bir şeyi düzelteceksek buna uykudan başlamamız gerekiyor.

    b-Beslenme:

    Ne yiyoruz, ne kadar yiyoruz, nasıl yiyoruz?

    Ne yiyoruz?

    Size nimet olarak verdiklerimizin temiz ve helal olanlarından yiyiniz. En temiz ve helal yiyecekler evlerimizde var. Dolayısıyla yemek yeme mekânlarımız mutlaka evlerimiz olmalı.

    Ne kadar yiyoruz?

    İhtiyaçtan fazla yemek vücutta çok önemli sorunlara yol açar.

    Nasıl yiyoruz?

    Hızlı değil, ne yediğimizin farkında olarak yavaş yavaş yemeliyiz.

    c-Hareket:

    Bize emanet olarak verilen vücut hareket üzerine kurulu. Yediklerimizden aldığımız enerjiyi gereği gibi kullanamazsak hem fiziksel hem de psikolojik birçok sorunla karşılaşırız.

    B-Psikolojik Gelişim ve Ödevler

    İnsanın ilk görevi kendisini tanımasıdır. İnsan kendisini bilirse Rabb'ini bilir, haddini bilir.

    İnsanın kendisini bilmesi ve tanıması; kendisinin farkına varması, kendisiyle barışık olması ve kendi fıtratına uygun olanı seçmesi demektir.

    İnsanın kendisini tanıması, başkaları üzerinden değil, kendisi üzerinden hakikî anlamda tanımasıyla başlar.

    Başkalarının tanımlamaları ve adlandırmaları üzerinden kendimizi tanırsak gerçek anlamda kendimizle karşılaşamayız.

    Birçok insan vardır, hep kendisiyle yaşar ama kendisiyle hiç karşılaşmaz.

    Unutmayalım ki bizler başkalarının hayatının değil, bizlere verilen hayatın ve yeteneklerin hesabını vereceğiz.

    Sonuç olarak hayatta her zaman kolay bir hayatı yaşamak değil, her zaman gerçek anlamda huzurlu ve güçlü bir hayatı yaşamayı öncelemeliyiz” dedi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız