Perşembe, 24 Eylül 2020
AÖB Online Eğitim Akademisinin 7.Haftası Geride Kaldı

AÖB Online Eğitim Akademisinin 7.Haftası Geride Kaldı Öne Çıkarılmış

Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı online eğitim akademisi'nin 7. Haftasında "Gelecek Vizyonumuz" konusuyla  AKADDER (Anadolu Kadın ve Aile Derneği) Başkanı Rabia ALDEMİR konuk oldu.

Video konferansla yapılan ve moderatörlüğünü Tuba TAKTAK'ın gerçekleştirdiği programda Aldemir şunları dile getirdi:

Çocuklarımızın zekasından , aklından , önerilerinden , çözümlerinden faydalanmamız  , bunları dikkate alıp yöntem ve tutumlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Eğer bunları başarabilirsek , teknolojinin korkulacak bir olgu değil bilâkis insana değer katan bir olgu olduğunu görebiliriz.

İnsan üzerine , aile üzerine sadece konuşan değil ; sorumluluk alan , elini taşın altına koyan olmalıyız.
Ötekinin onurunu kırarak zafer kazananlar bizim dostumuz olamazlar.

İçinde yaşadığımız zaman dilimi o kadar önemli ki ; ileride yaşadığımız dönem "Koronadan  önce ve Koronadan sonra" diye adlandırılacak. Bu süreçte her şeyimiz ; davranışlarımız , hayatımız , alışkanlıklarımız , ihtiyaçlarımız ... değişti.
Unutmayalım ki bu virüs süreci hepimiz için yeni bir fırsat ve çıkış yoludur , eğer zamanın ruhunu iyi okuyabilirsek bu süreçten çok başarılı ve olumlu çıkabiliriz. Unutmayalım ki bu virüs süreci hepimiz için yeni bir fırsat ve çıkış yoludur , eğer zamanın ruhunu iyi okuyabilirsek bu süreçten çok başarılı ve olumlu çıkabiliriz.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Sosyal Medya ve Gençlik

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi’nin 8. Haftasında "Sosyal Medya ve Gençlik" konusuyla Prof. Dr. Ali Büyükaslan konuk oldu.

    Video konferans yöntemiyle yapılan ve moderatörlüğünü Burhan İçgüleç'in gerçekleştirdiği programda Ali Büyükaslan şunları dile getirdi:

    “Sosyal medyayı sadece sosyal ağlar üzerinden değerlendirirsek hata ederiz. Sosyal medya, bizatihi sanal bir dünyadır, yepyeni ve kurgusal bir âlemdir. Bizler önce binalar yaparız, onlara şekiller veririz; daha sonra binalar bize şekil vermeye başlar. Dolayısıyla insan, sosyal medyayı oluşturdu ve kurdu. Şimdi ise sosyal medya insanı oluşturuyor ve kuruyor.

    Kamerayı kim tutuyorsa, karşımıza çıkan gerçek onun gerçeği, ideolojisi ve değeridir. Eskiden çocuklarımız aynanın karşısına geçer, aynaya bakarak kendisini değerlendirirdi, şimdi ise çocuklarımız kendilerini ekranlara ve sosyal medyaya göre değerlendiriyorlar.

    Sosyal medyanın da; değeri, ideolojisi,  inancı, dini, mabedi, vaizi, sokağı, caddesi... Vardır. Kimlik karmaşası, mahremiyetin ifşası ve ihlali, dedikodu, bağımlılık, kul hakkı, yalan... Sosyal medyanın insana öğrettiği ve onu sürüklediği başlıca günahlarıdır.

    Her yenilik kendi kavramlarını, kelimelerini yani terminolojisini oluşturur. Bu arada o toplumda manevî yönü ağır basan ve değeri olan kavramları ve kelimeleri yani eskinin terminolojisini yok eder.

    Sanal âlemde her şey; din, iman, ahlak, erdem... Sanal olmaya başladı. Tuşu kapatınca bu değerler de kayboluyor.

    Sanal dünyanın mahkûmu değil de hâkimi olmak istiyorsak bizim değer dünyamızın yansıması olan içerikler üretmeliyiz.”

  • Online Yaz Okulumuz Sona Erdi

    Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi tarafından düzenlenen online yaz okulu 4 hafta süren eğitimlerin ardından sona erdi.  

    6 - 29 Temmuz tarihleri arasında “Eğlenerek Öğreniyoruz” başlığı altında yapılan Yaz Okulu, bu sene pandemi nedeniyle online yapıldı. 9 ila 15 yaş grubu arasındaki 230 öğrencinin kayıt yaptırdığı Yaz Okulu’nda 10’ar kişilik gruplara ayrılan öğrencilere alanında uzman eğitimciler tarafından eğitim verildi.

    Yaz Okulumuzda başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere Temel Dini Bilgiler, İtikat, Zekâ Oyunları ve çeşitli online yarışmalar yapıldı. Online yaz okulu program koordinatörü Turabi Çelik şunları söyledi; "AÖB olarak kendi gücümüzle, kendi çabamızla toplumsal iyiliği yaygınlaştırmak adına çocuklarımızı, gençlerimizin hayırlı birer insan olmaları adına elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz." dedi.

  • Dijital Oyunların Gençler Üzerindeki Etkileri

    AÖB Ortaöğretim birimince eğitimcilere yönelik hazırlanan 12 haftalık 1. Dönem Online Eğitim Akademisi’nin 5. haftası “Dijital Oyunların Gençler Üzerindeki Etkileri” konusuyla Dr. Murat Dağıtmaç’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

    Video konferans yöntemiyle yapılan programda Dr. Murat Dağıtmaç şu ifadelere yer verdi;

    “Playstation’dan tutun ekran üzerinde oynanan, bütün fiziksel tabanlı oyunlara dijital oyunlar diyoruz. Televizyonlarda karşılıklı etkileşim olmayınca yerine sosyal medya devreye giriyor.

    Biz çocuklarımıza daha güvenilir sokaklar ve oyun mekânları oluşturup, bunun kültürünü çocuklarımıza verebilseydik bugün onlar dijital ortama hapsolmayacaklardı.

    Dijital dünyadan uzak kalarak çocuklarımızın rol modelliğini kaybettik, şimdi bu dünyada yer alarak yeniden çocuklarımızın rol modelleri olmamız lazım.

    Çocuklarımızı kendi ellerimizle mahkûm ettiğimiz dijital dünya onların toplumsallaşmasından daha çok asosyalleşmesine yol açmıştır.

    Dijital platformları bizler yönetmediğimiz için bizlere açılan yollarda yürüyoruz, böylece dijital köleler haline dönüşüyoruz.

    Dijital dünyayla birlikte değişen en önemli kavramlardan birisi  "rol modellik" kavramı. Eskiden çocuklarımızın en önemli rol modelleri anne ve babalarıyken; şimdi dijital dünyadaki kahramanlar, youtuberlar rol model olmaya başladılar.

    Bizler ne zaman ki çocuklarımızla gönül, dil ve fiziki iletişimimizi kestik, onlar kendilerine çok gösterişli fakat içi tehlike ve zehir dolu yeni yol göstericileri seçtiler.

    Dijital dünyanın tehlikelerden birisi; örnek alınan dijital kahramanların ve youtuberların nesillerimize katmak istedikleri tehlikeli fikirler, düşünceler ve yaşam tarzlarıdır. Bu sanal kahramanların çoğunda şu üç özellik dikkat çekiyor:

    1. Sadistlik
    2. Psikopatlık
    3. Makyavelist bakış açısı

    Bizler, çocuklarımızı bakkala ve fırına bile gönderemezken; onlar çocuklarımızı intihara sürükleyecek kadar etkili olabiliyorlar. Bunun vebali ve sorumluluğu bütün anne babaların ve eğitimcilerin üzerinedir.

    Dijital platformların en büyük zararlarından birisi İslamofobik etkinlikler ve yönlendirmeleri. Önceden çizgi filmlerle başlayan bu durum daha sonra dijital oyunlara yansımıştır. Bugün birçok dijital oyunun ve etkinliğin içerisinde İslamofobia gizliden gizleye, bir zehir gibi verilmekte ve ne yazık ki etkili olmaktadır.

    Çocuklarımızı bizim yaşadığımız eski zamanlara geri götürme ihtimalimiz yok. En etkili yöntem; dijital platformları etkin ve verimli bir biçimde kullanmaktan geçiyor.

    Dijital dünyayı yasaklamak yerine ya yeni bir alternatif oluşturmamız ya da orayı yönetecek bir duruma gelmemiz gerekiyor. Bu dijital dünyaya çocuklarımızla birlikte girip ipleri elimize almamız gerekiyor.

    Dijital dünyayı çok etkili bir şekilde kullanarak oraya uygun rol modellerini bizler ortaya çıkarmalıyız. Bu rol modeller insancıl; vicdan,  irfan ve inanç yönü gelişmiş bir kişiliğe sahip olmalıdır.

    Bizler sorumlu ve duyarlı Müslümanlar olarak sadece kitap kafeler açmamalıyız, dijital kafeler de açıp buraları en verimli ve bilinçli bir şekilde kullanabilmeliyiz.” dedi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız