Cuma, 04 Aralık 2020
Yeni Nesilde Sahih Din Bilincinin İnşası

Yeni Nesilde Sahih Din Bilincinin İnşası Öne Çıkarılmış

Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim biriminin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi'nin 12. haftasında "Yeni Nesilde Sahih Din Bilincinin İnşası" konusu Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun sunumuyla irdelendi.

Video konferans yöntemiyle yapılan ve moderatörlüğünü Turan Yaman'ın gerçekleştirdiği oturumda Ali Bardakoğlu şunları dile getirdi:

“Eskiden bilgi kaynakları sınırlıydı, insanlar bilgiye ulaşmakta zorlanıyorlardı. Şimdi ise çok kolay bir şekilde dinî bilgilere ulaşabiliyoruz. Fakat şimdi din hakkında konuşanlar dinde çok ayrıntılı, hayatta bir karşılığı bulunmayan bilgileri veriyorlar ve bazen birbiriyle çelişen konuları işliyorlar. Bu durum yeni nesli olumsuz bur şekilde etkiliyor.

Ayrıca dini anlatmada herhangi bir fıkhımız ve düzenimiz de olmadığı için ortaya çok farklı yorumlar çıkabiliyor. Bu farklılık gençlerin kafalarını karıştırıyor.

Bugün gençlerin örnek alacakları, İslam’ı gereği gibi temsil eden insanların sayısı oldukça azaldı. Bilgilerimiz amele dönüşmeyince dinî anlatımın ve dinin ayakları yere basmıyor. Bu durum sadece sözde kalınca buna bakan gençler dinden uzaklaşmaya başlıyor.

Dini, iyi bilmemiz iyi bir Müslüman olduğumuz anlamına gelmiyor, asıl önemli olan dini en güzel şekilde temsil etmemizdir.

Dini her yerde konuşuyoruz, çok sık bir şekilde dinî anlatımlara başvuruyoruz; fakat bunun karşılığını ve temsil gücünü taşımadığımız için bize bakanlar bu çelişkiden olumsuz şekilde etkileniyorlar.

Din ile tarihi, din ile kültürü birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bugün din diye anlatılanların hep o bölgenin tarihi ve kültürü olduğunu görüyoruz. Bundan uzaklaşıp dinin aslını, özünü insanlara anlatmalıyız.

Anlattığımız dinin insanların ihtiyaçlarına cevap veren, hayatlarına dokunan, hayatlarında karşılığı olan bir dini insanlara anlatmamız ve bu dini temsil etmemiz gerekiyor.

İslam farklı bir şeydir, Müslümanlık farklı bir şeydir. İslam, Allah’ın en mükemmel sisteminin adıdır. Müslümanlık ise hata yapma ihtimali, unutma ihtimali çok olan bizlerin yaşamaya çalıştığıdır. Dolayısıyla bizler İslam ile Müslümanlığımızı aynı kefeye koymamalıyız. Bizler İslam'ı yaşamaya çalışanlarız. Dinin otoritesi, dinin sahibi değiliz. Allah adına, Peygamber adına konuşamayız; ancak bireysel olarak dinden sorumluyuz.

Kur'an-ı Kerim,  yaşanan durumlara göre, müşriklerin ve Müslümanların tavırlarına göre ayet ayet oluştu ve indi. Dolayısıyla iyi bir siyer bilgisine,  ayrıca ayetlerin iniş sebebini, indiği toplumu iyi bir şekilde bilmeliyiz. Bunları bilmeyen gençlerimizin ellerine hemen meal vermek gençlere çok ağır gelir, bu şekilde ayetlerin mesajını istedikleri gibi alamazlar.

Hadislerin de ifade edildiği durumları, ortamları bilmeden de hadislerle ilgili yanlış anlaşılmalar ortaya çıkar.

Gençlerin önüne daima dini sürmektense, ayetleri sürmektense onlara nefes alabilecekleri, yorum yapabilecekleri ortamları oluşturmalıyız.

Dünya'da Allah'ın koyduğu sistemde sebep sonuç ilişkisi vardır. Her yapılan bir yenilik ortaya çıkarır. Bu anlamda İslam kaderci değildir; İslam’da dinamik ve hareketli bir dindarlık vardır. Fakat özellikle Osmanlı döneminde kadercilik bu toplumda etkili olmuş ve dinden sayılmıştır. Bu durum dinamik ve hareketli olan dine büyük bir darbe indirmiştir.

Bütün bunlardan sonra gençlerin dinden uzaklaşmaları son derece normaldir. Sahih Din için, İslam dünyasının üretken olması, salih ameller işlemesi, insanlığa hayırlı işler sunması, insanlığın ortak tecrübesine ve mirasına katkıda bulunmamız gerekir.

İslam'ın mesajını bütüncül olarak ele almamız, hayatın tamamına yönelen, hayatın tamamını kapsayan bir şekilde İslam'ı temsil etmemiz gerekmektedir. Böyle yaparsak İslam'ın rahmeti bizleri her yönden kuşatacaktır. Dini sadece ibadet, belli başlı helaller ve haramlar olarak temsil edersek din eksik kalmış olur. Dinin hayatımızı kuşatması ve hayatımızın tamamında etkili olması gerekir.

Asıl sünnet; Peygamber ahlakıyla ahlaklanmaktır. Asıl hidayet, insanları ellerinden tutup bir yerlere götürmek değil; insanlara doğruyu göstermektir. Sahih Din için, bilgiden daha çok; örnekliğe, davranışa,  yaşam tarzına, temsiliyete ve en önemlisi de ahlaka ihtiyacımız vardır” dedi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • AÖB’den Ortaöğretim Öğrencilerine Piknik

    Anadolu Öğrenci Birliği (AÖB) Gaziantep Ortaöğretim Birimi ders gruplarındaki öğrenciler ve hocalarının katılımıyla bir piknik düzenledi.

    Bülbülzade Vakfı Kurtuluş Orman’ında gerçekleştirilen piknikte Kurtuluş Ormanı’nın nezih ortamında birlikte eğlenen öğrenciler hocalarıyla hoşça vakit geçirdiler. Piknik kafilesi birlikte yedikleri yemeğin ardından Kurtuluş Ormanı’nı gezdiler.

  • Teşkilatlı Çalışma

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi'nin 11. haftasında "Teşkilatlı Çalışma" konusuyla eğitimci Âdem Er konuk oldu.

    Video konferans yöntemiyle yapılan ve moderatörlüğünü Ergül Karaduman'ın gerçekleştirdiği programda Âdem Er şu hususlara değindi;

    “Yaptığımız işin emanetçisi olduğumuz bilincini kuşanmalıyız.

    İnsanı merkeze alan bir teşkilat anlayışına sahip olmalıyız.

    Başından sonuna kadar takip edemediğimiz işler sarpa sarar, başarıya ulaşamaz. Kişilerin yeteneğine ve gücüne göre görev ve sorumluluk yüklemeliyiz.

    Yapacağımız işleri gönlümüz istediğinde değil gönlümüzle yapmalıyız. Teşkilatçılık, nikâhlanmak gibidir söz verince sizi bağlar.

    Amatör bir ruhla ama profesyonelce işler yapmalıyız. Teşkilatlarımız insan tüketen değil insan üreten yerler olmalıdır.

    Tek başımıza yapacağımız işler azdır ancak hep birlikte pek çok iş başarabiliriz.

    Dik duruşlu olmalıyız ancak dik başlı olmamalıyız” dedi.

  • Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık

    Ortaöğretim birimimizin eğitimcilere yönelik hazırladığı Online Eğitim Akademisi’nin 10. Haftasında "Gençlerde Psikolojik Dayanıklılık" konusu Psikolog Dr. Mehmet Dinç’in sunumuyla irdelendi.

    Video konferans yöntemiyle yapılan oturumda Psikolog Dr. Mehmet Dinç şu hususlara değindi:

    “İçinde yaşadığımız dijital zaman dilimi insanların ve özellikle de gençlerin psikolojik olarak çok daha fazla kırılgan ve zayıf oldukları bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.

    Öncelikle insanın kendisini, hayatını ve dünyasını doğru anlamlandırması ve kodlaması gerekmektedir. İnsanın içinde yaşadığı dünyada her hal ve durum söz konusudur. İçinde yaşadığımız hayat ve dünya kolay değildir. Bu anlamda kolay bir hayattan ziyade güçlü ve huzurlu bir hayatın peşinden gidilmesi, bunlara ulaşmak için gerekli çabanın gösterilmesi ve bunlar için duaların yapılması gerekmektedir.

    Huzurlu ve güçlü bir duruma gelmek için insan hayatının bir disiplininin, sisteminin ve ritminin bulunması gerekir.

    Çocukluk ve gençlik dönemleri bir insanın psikolojik dayanıklılık kazanmasında en önemli dönemlerdir. Dolayısıyla bu dönemlerde eğer disiplinli, sistemli ve ritimli bir hayat oluşturulursa o genç psikolojik olarak çok sağlam bireye dönüşür.

    Yalnız şunu da unutmamak gerekir; insanın gelişimi ve değişimi son nefesine kadar devam eder. Bundan dolayı hiç kimseden umut kesmemek gerekir.

    İnsanın huzurlu ve güçlü olmasının yollarından biri de hayatının her dönemindeki gelişim ödevlerini yerine getirmesinden geçmektedir.

    İnsanın beş temel konuda gelişim ödevleri söz konusudur. Bunlar: Fiziksel, psikolojik, sosyal, zihinsel ve ahlâkî ödevlerdir.

    A-Fiziksel Ödevler:

    a-Uyku:

    İnsanı fiziksel olarak en çok etkileyen durum uykudur. Uykusu sağlıklı olmayan bir bireyin uyanıklığı da bereketli olmaz. Bundan dolayı gençlerin uyku düzenine, disiplinine ve ritmine sahip olmaları gerekir.

    İyi bir uykunun üç özelliği vardır:

    1-Düzenli uyku: Aynı saatlerde yatmak ve kalkmak.

    2-Dengeli uyku: En geç saat 23.00'te yatmak.

    3-Yeterli uyku: Uykunun en verimli olduğu saatlerde ve günlük altı saat olarak uyumak.

    Hayatımızda bir şeyi düzelteceksek buna uykudan başlamamız gerekiyor.

    b-Beslenme:

    Ne yiyoruz, ne kadar yiyoruz, nasıl yiyoruz?

    Ne yiyoruz?

    Size nimet olarak verdiklerimizin temiz ve helal olanlarından yiyiniz. En temiz ve helal yiyecekler evlerimizde var. Dolayısıyla yemek yeme mekânlarımız mutlaka evlerimiz olmalı.

    Ne kadar yiyoruz?

    İhtiyaçtan fazla yemek vücutta çok önemli sorunlara yol açar.

    Nasıl yiyoruz?

    Hızlı değil, ne yediğimizin farkında olarak yavaş yavaş yemeliyiz.

    c-Hareket:

    Bize emanet olarak verilen vücut hareket üzerine kurulu. Yediklerimizden aldığımız enerjiyi gereği gibi kullanamazsak hem fiziksel hem de psikolojik birçok sorunla karşılaşırız.

    B-Psikolojik Gelişim ve Ödevler

    İnsanın ilk görevi kendisini tanımasıdır. İnsan kendisini bilirse Rabb'ini bilir, haddini bilir.

    İnsanın kendisini bilmesi ve tanıması; kendisinin farkına varması, kendisiyle barışık olması ve kendi fıtratına uygun olanı seçmesi demektir.

    İnsanın kendisini tanıması, başkaları üzerinden değil, kendisi üzerinden hakikî anlamda tanımasıyla başlar.

    Başkalarının tanımlamaları ve adlandırmaları üzerinden kendimizi tanırsak gerçek anlamda kendimizle karşılaşamayız.

    Birçok insan vardır, hep kendisiyle yaşar ama kendisiyle hiç karşılaşmaz.

    Unutmayalım ki bizler başkalarının hayatının değil, bizlere verilen hayatın ve yeteneklerin hesabını vereceğiz.

    Sonuç olarak hayatta her zaman kolay bir hayatı yaşamak değil, her zaman gerçek anlamda huzurlu ve güçlü bir hayatı yaşamayı öncelemeliyiz” dedi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız