Cuma, 24 Ocak 2020
Mahalle Buluşmasının İkincisi Fidander’de Yapıldı

Mahalle Buluşmasının İkincisi Fidander’de Yapıldı Öne Çıkarılmış

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Anadolu Kadın ve Aileler Derneği (AKADDER) iş birliğinde "Uyum Mahalle Buluşmaları"nın Türkiye genelindeki 20'ncisi Gaziantep'deki 2’incisi Fidander’de düzenlendi.

Şahinbey ilçesi Güzelvadi Mahallesinde Fidander binasının bulunduğu muhitte düzenlenen etkinliğe Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu, İl Göç İdaresi Müdürü Murat Atilla, Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Türkiyeli ve Suriyeli 250 aile katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda AKADDER Temsilcisi Perihan Kaya buluşmanın açılış konuşmasını yaptı. Kaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Ortak bir geçmişe, ortak bir coğrafyaya, ortak bir kadere, ortak bir kültüre sahip olduğumuz halde aramıza çekilen sınırlarla birbirine yabancılaşan bizler, bu kadar yakınlığa rağmen nasıl bu kadar uzak kalabildiğimizi sizleri konuk etmeye başlayınca hayretle izledik. En uzun sınır komşuluğu bulunan Suriye ile Türkiye arasında, Halep ile Gaziantep arasında, Şam ile İstanbul arasında ne çok yol vardı hâlbuki birbirimizi tanımak için. Bizi bir araya getiren şey keşke savaş olmasaydı, keşke bu kadar acılı bir buluşma olmasaydı.

Burada yaşadığımız mekânların sorumluluğu artık bizler kadar sizlerin de omzuna yüklenmiştir. Arzın imarı neslin ıslahı için birlikte çalışmalı, “bu mahalle için, bu memleket için ne yapabilirim” sorusuna birlikte cevaplar ve çözümler aramalıyız. Çünkü bizler biliyoruz ki ortada bir sorun varsa, aramızda anlaşmazlıklar çıkıyorsa, bu bir kesimin sürekli hatalı şeyler yapmasıyla değil karşılıklı bir iletişimsizlik ve birbirini anlayamamaktan kaynaklanır.

Bu yüzden “Suriyeliler şöyle yapıyor, Türkler böyle yapıyor” şeklinde bir kişinin hatasını bir millete mal eden söylemlerin önüne geçmeli, selamlaşmayı hatır sormayı yaygınlaştırmalı ve birbirimizi daha yakından tanımaya ve anlamaya çalışmalıyız.

Bu gün kurduğumuz bu sofralar, aramızda selamı yayması, birlik ve beraberliğimize bir katkı sunması, birbirimizi daha yakından tanımaya bir fırsat oluşturması, evlerimizi ve mahallemizi içine alabilen bir yuvaya bir memlekete dönüşebilmesi için bir vesile, bir adım olsun” dedi.

İl Göç İdaresi Müdürü Murat Atilla da; “Yüz yıl önce aynı sınırlar içinde yaşayan bir millettik. Aramıza çizilen suni sınırlar halkları, hatta akrabaları böldü. Empati yaparsak, birbirimizi anlarsak huzur içinde birlikte yaşamayı sürdürürüz” dedi.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu da düzenlenen bu etkinliklerde yaşadıkları manevi iklimin ayrıca mutluluk verdiğini ifade ederek; "İnşallah bu çalışmaları, sahadaki vakıflarla, derneklerle, kurum ve kuruluşlarımızla beraber ülkemizin dört bir yanında yaymaya gayret göstereceğiz. Bugün dünya üzerinde 71 milyona yakın insan ülkesini, memleketini terk etti. Bunun 5 milyonunu ülkemizde, vatanımızda barındırıyoruz. Tüm dünya âdete gözlerini kapatırken, ülkemiz, bu duyarlı yaklaşımını, devletimiz ve necip milletimizle göç politikasını, insan odaklı temellini oluşturmaya devam ediyor. İster göçmen olsun, ister yabancı olsun, ne olursa olsun, insan odaklı, insani değerleri göz önünde bulundurarak, tüm sorumluluğumuzun ve bilincimizin farkındayız."

Kadıoğlu, göçün en büyük mağdurlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu belirterek, "Hepimizin amacı, vakıflarımızla derneklerimizde tüm kurum ve kuruluşlarımızla hepimizin hayatını kolaylaştırmak, hayatınıza değer vermek, umutlarınızı, beklentilerinizi ve yarın geleceği olan çocuklara güzel bir dünya verebilmek." diye konuştu.

Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir de; “Derdimiz herkes için adalet herkes için özgürlük. Herkes için inandığı gibi yaşayacağı bir dünyanın inşasıdır. Hiç bir annenin yüreğinin burkulmadığı, hiç bir çocuğun geleceğinin kararmadığı bir ülkenin çatısı altında daha özgür bir gelecek için buralarda toplandık. Bu güzel buluşmada emeği geçen tüm annelere, soframıza gelip şenlendirdiğiniz için Fidandere, Suryeli ve Türkiyeli annelere teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Göç İdaresinin tanıtım filmleri izlendi. Suriyeli sanatçı Ahmet Şükri Türkçe ve Arapça ezgiler söyledi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Sözlü Tarih Projesi’nin Tanıtımı Yapıldı

    Mozaik Kadın ve Aile Derneği tarafından hayat geçirilen “Sözlü Tarih Projesi”nin tanıtım toplantısı 14 Ocak Salı günü gerçekleştirildi.

    İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen projenin tanıtım toplantısı BEKAM Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıda proje ile ilgili bilgi veren proje koordinatörü Mehmet Fatih Eminoğlu, proje ile 25 tane önde gelen Suriyeli şahsiyetin hayatının doğumundan bugüne kadar olan süredeki yaşanmışlıkları kayıt altına alarak insanlığa kazandıracaklarını söyledi.

    Eminoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü; “Ortadoğu Medya İletişim Merkezi ve sinema yönetmeni Derviş Zaim’in de destek verdiği projede bir insanın hayatı boyunca yaşadığı şeylere cevap verecek 450-500 tane soru hazırladık. Muhataplarımıza sosyal, ekonomik, siyasi, tarihi bir insanın hayatında olabilecek her şeyi örfleriyle, adetleriyle, entelektüel yapısıyla, aile ilişkileriyle ile ilgili her türlü sorular yöneltilecek. Bu bizim için neden önemli? Suriye’de 2011’den beri yaşanan bir dram var. Oradan göç yoluyla gelen insanlar için ve bu insanların çocuklarının yaşadıkları bir Suriye yok artık. Gerek tarihi ile gerek sosyal yapılarıyla olsun başka bir coğrafyada başka hayatlar yaşıyorlar. Dolayısıyla Suriye’de yaşanılan o hayat geride kaldı. Geri döndüklerinde dahi en azından tarihi yerlerin değişmesi, tahrip edilmesi, yok edilmesi, sokakların, mahallelerin yok edilmesi bu insanların eski hayatlarına ya da daha önce şahit oldukları hayatlarına dönememelerine sebep olacak. Dolayısıyla Suriye’den din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan, cinsiyet ayrımı yapmadan demografik olarak her türlü olguyu içerisinde barındırdığını düşündüğümüz 25 kişi ile bu çekimleri yapacağız. Bu çekimler saatlerce, günlerce, belki haftalarca sürecek.  Çünkü bunun ucu açık. Bir insan ne kadar şeyi hatırlarsa o kadar şeyi kayıt altına alacağız. Bu bizim için neden önemli? İlk etapta Suriye’nin yaşanmışlığını kayıt altına alacağız. Bu akademik olarak bir çalışmada kullanılabilir, belgesel olarak, dokümantasyon olarak kullanılabilir. Bu düşünce kuruluşların kendi araştırmalarına veri kaynağı olabilir. Aynı zamanda bu görüntülerden belgeseller çıkaracağız. Bunu televizyon kuruluşlarına belgesel olarak sunmayı düşünüyoruz. Bunun için bir isim listesi hazırladık, çekimleri planladık. Önümüzdeki hafta çekimlere başlayacağız. Yıl içerisinde 25 kişiye ait bilgileri kayıt altına alacağız” dedi.

  • Mozaikder Değerler ve Desenler Kitabını Tahlil Etti

    Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) tarafından düzenlenen kitap tahlili programında Değerler ve Desenler kitabı tahlil edildi.

    Mozaikder tarafından aylık olarak düzenlenen ve bu dönemin ikinci kitap tahlili olan programda AKADDER tarafından organize edilen, Tire Kitap tarafından sempozyum kitapları kategorisinde çıkarılan kitabın tahlili yapıldı. 21 Aralık Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan programının moderatörlüğünü Ayşe Kar yaparken, sunumları ise Fatma Karakaş, Nursinem Eminoğlu ve Özlem Yılmaz yaptı. Kitap Tahlili programına Mozaikder yönetimi ve çok sayıda kitapsever katıldı.

    Kitaptan bir bölüm:

    “Değerler ve Desenler” üst başlığıyla Van’da gerçekleştirilen sempozyumda ülkemizin tüm insanlarını birleştirebilecek ortak değerlerimiz ele alındı. Birlikteliğimize güç kazandıran ve herkesin en doğal eğilimlerini gösteren farklı desenlerin tartışıldığı bu çalışmada, birleştirici ve kapsayıcı bir üslup benimsendi.

    Çünkü bir toplum, kendi içindeki farklı renk ve desenlere ne kadar hayat hakkı tanırsa ve başka toplumlarla olumlu bir etkileşime girerse, kendi gelişimini o ölçüde sağlayacağı gibi toplum üyelerine de o denli özgür, müreffeh ve güvenli bir hayat sunar.

    “Değerler ve Desenler” sempozyumunda ifade edildiği gibi değerlerimiz, farklı desenlerimize sahip çıkmak ve desen çeşitliliğimizi korumaktır. Nihayetinde değerlerimiz, topluma yaptığımız katkıyla ortaya çıkacaktır. Herhangi bir varlığın değerinin, “yokluğunda bıraktığı boşluk” olduğu bilinciyle, var olmak, hayatta anlamlı ve değerli bir yer işgal etmektir. Bir kilim gibi farklılıklarımızla bir ve bütün olur, farklı desenlerimizle zenginleşir, farklı görüşlerimizle özgürleşir, farklı yaklaşımlarımızla tamama ereriz.

    Değerlerimizin derinliğine ve desenlerimizin çeşitliliğine vurgu yapan bu sempozyum, kadınların gerçekleştirdiği sivil bir girişim ve inisiyatif olarak benzer girişimlerin hazırlayıcısı ve destekleyicisi de olacaktır.

  • Mozaikder, İslam'ın Silahsız Askeri'ni Tahlil Etti

    Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) tarafından düzenlenen bu dönemin ilk kitap tahlili programında Badşah Han’ın " İslam'ın Silahsız Askeri " kitabı tahlil edildi.

    Mozaikder tarafından aylık olarak düzenlenen kitap tahlili programı 2 Kasım Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı. Kitap tahlili programının moderatörlüğünü Tuğba Nur Avcı yaparken, sunumları ise Nilgün Ufacıklıgil ve Fatma Erkan yaptı. Kitap Tahlili programına Mozaikder yönetimi ve çok sayıda kitapsever katıldı.

    Kitaptan bir bölüm:

    Sivil İtaatsizlik” ya da “silahsız mücadele”…

    Dünya çapında iki büyük savaşla birlikte irili-ufaklı pek çok yerel savaşların yaşandığı geçtiğimiz iki yüzyıldan miras; halen sürmekte olan yerel/ulusal savaşlar… Yani, kan, ölüm ve acı. Mücadele etmenin başka yolu yok mu? Başka yolu varsa, bunun örnekleri var mı?

    Hint asıllı gazeteci-yazar Eknath Easwaran’ın kaleme aldığı Badşah Han’ın biyografisi böyle bir örneği anlatıyor. Easwaran’ın İslam’ın Silahsız Askeri: Badşah Han” isimli biyografik eseri; basıldığı tarihte The Washington Post ve The L.A. Times Book Review gibi saygın gazetelerde geniş yankı uyandırdı.

    Mahatma Gandi milyonları sömürgeci yönetime karşı barışçı bir devrimle ayaklandırırken Abdülgaffar Han'ın devrim saflarında yer alması uzak bir ihtimal gibi gözüküyordu. Bununla birlikte Han sarp ve engebeli topraklar olan Hindistan'ın Kuzey-Batı Hudut Eyaletinde hüküm süren acımasız Patan geleneklerinin bağrında yüz bin kişilik silahsız bir orduyu çıkarmayı başardı.

    Pek çok kişi Gandi'yi sicilleri böylesine vahşet dolu olan bu insanları kendi silahsız mücadelesine katmaması konusunda uyarmıştı. Ama Han'ın önderliğinde Patanlar, ancak büyük savaşçıların adaletsizliğin karşısında silahsız durma cesaretini gösterebileceğini bütün dünyaya ispat ettiler.

    Kitap yazarın gözlemleri ve Badşah Han'ın konuşmalarından oluşuyor. Birazcık alıntı yapacak olursak;

    Benim gibi bir Müslüman’ın ya da Patanın şiddetten uzak durma felsefesini benimsemesinde şaşılacak bir şey yok. Bu yeni bir felsefe değil. Hz. Muhanmed (sav) bundan bin dört yüz yıl önce Mekke'de kaldığı dönemde bu felsefeyi uygulamıştır.

    Tek bir değer ölçütüm var, o da bir insanın Allah'a olan teslimiyetinin derecesidir.

    Gandi ''silahsız mücadele en iyi yol değildir. Silahsız mücadele tek yoldur'' şiddet daha fazla şiddeti körükler.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız