Perşembe, 09 Nisan 2020
Aile Çalıştayı Kozaklı’da Yapılıyor

Aile Çalıştayı Kozaklı’da Yapılıyor Öne Çıkarılmış

Anadolu Platformu tarafından Nevşehir Kozaklı’da yapılan Aile Çalıştayı Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir’in açılış konuşması ile başladı.

Konuşmasında aile merkezli yapıya vurgu yapan Aldemir, şunları söyledi; “Göz ardı edemeyeceğimiz bir şekilde Müslüman ailelerin sorunları önümüzde duruyor. Bu konuyla ilgili kurumsal çalışmalar yetersiz, olanlarsa ilgi göremiyor. Bütün bunlar pratikten uzak yazı ve konuşmanın, ne kadar verimsiz kaldığını gösteriyor. Biz kendi pratiklerimiz ve tecrübelerimiz üzerinden bu konuyu konuşmalıyız.”

“İnsanların bulanık zihinlerini berraklaştırmak için ne kadar yol varsa kullanmalıyız” diyen Aldemir, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kendi içine kapanmış, çile yapılanmaları içinde yaşayan kadınlar, erkekler, çocuklar sessizce mutsuz oluyorlarsa, bu olup bitenler dış dünyaya ‘din’ diye yansıyorsa, her şeye sessizce sürüp gitmesine göz yummak İslam’ı spekülasyonlardan korumak değildir. Müslümanlar izlenmektedir. Dünyanın her yerinde bu böyledir. İslam’ın en doğrudan anlatım biçimi Müslümanların yaşam tarzıdır” dedi.

Açılış konuşmasının ardından çalıştaya oturumlarla devam edilecek.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Aile Çalıştayı Teşekkür Konuşması

    Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Aile çalıştayında bir teşekkür konuşmasını gerçekleştirdi.

    Aile Çalıştayı teşekkür konuşması Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir tarafından yapıldı. İcra Kurulu Başkanı Aldemir, Peygamberlerden aldığımız ve anladığımızın bir ev hikâyesi olduğunu belirterek; bir milletin bağrında, evinde, ocağında olan şeylerin aslında devletleri de var ettiğine dikkat çekti ve “Bir toplumun evleri sevgi ve muhabbetten kardeşlikten uzaklaşmışsa o coğrafyada adaletten,  zayıfın korunmasından,  mazlumun gözetilmesinden, adaletin tesisinden bahsetmek zor olsa gerek”  dedi.

    “Bugün İslam dünyasında mazlumlar gözetilmemesi,  yetimler görülmemesi evlerimizde sevgi ve muhabbetin azlığından kaynaklanıyor.  Varlığı yeniden merhametin ocağına dönüştürmek konusunda çağın hızı karşısında yer yer sendelemelerimiz oldu. Bir restorasyona, yeniden kendimizi ileri hedeflerimize taşımamıza ihtiyaç var” diyen Aldemir sözlerini şu şekilde sürdürdü:  “Birçok düşünürün altını çizdiği; insan siyasi bir varlıktır. Canlı bir organizmadır. Hayat dinamik ve sizin durduğunuz yer statikte kalırsa hayatın, tarihin, coğrafyanın, uygarlığın dışında kalırsınız. Hepimiz bir uçurumun kenarındaydık. Allah rahmetiyle bizleri aldı, seçti, kardeşler kıldı ve böyle güzide büyük bir ailenin fertleri kıldı. Ama uçurumun kenarında uçurumun dibine düşmüş yığınlarca insana umut olmak için çalışmamız gerektiğini de bize sorumluluk olarak yükledi.”

    Kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle ve yavrularımızın yaklaşımıyla yeryüzünde tek bir insanın dahi tutsak kalmayacağı bir çabanın bir gayretin peşine düştük diyen Aldemir, Anadolu Platformu’nun Türkiye’nin, İslam Dünyasının süreçlerine tanıklık ettiğini ifade etti. Aldemir, aile merkezli çalışmayı vurguladı: “Delisiyle, velisiyle, ermişiyle, akıllısıyla, fedakârıyla, zenginiyle, fakiriyle, yaşlısıyla,  genciyle, engellisiyle bir arada olunan o büyük Anadolu ailesi, o irfan ailesi bizi anlamlı kılıyor.”

    “Sosyal değişimleri engelleyemezsiniz ama onların akışında roller alabilirsiniz. Onu fark edip,  onu okuyabilip ondan faydalanabilirsiniz. İnsanlık tarihinde büyük bir enerji var. Küresel vicdanın her açıdan nasırlaştığına tanıklık ediyoruz ama büyük bir merhamet de var. Küresel emperyalizm BM’de bir araya gelebiliyor ama küresel vicdan Anadolu’da, İslam Dünyası’nda dünyanın her yerinde mazlumların yüreğinde bir araya geliyor ve adeta ses veriyor. -Bizim sesimizi duyan yiğitler kadınlar gençler yok mu?-  diye bu feryada ses veren teşkilatlarımız var.”

    “Evde bir değere dönüşmeyen yaklaşımın, Üniversite kürsüsünde ilham vermesi imkân dâhilinde değil. Bizler İbn Haldun’un dediği gibi kayaya seslenmiyoruz. Biz insanla konuşuyoruz,  birbirimizle konuşuyoruz. Coğrafyayla konuşuyoruz. Tarihle konuşuyoruz. Biz dağlarımızla, ovalarımızla konuşuyoruz ve biliyoruz ki yerin altıyla bağ kurmadan yerin üstünde ve bu yeri kuşatan gök kubbeyle bir irtibat kurmadan var olamayız”.

    Anadolu Platformu’nun bir kurucu akıl olduğunu belirten Aldemir, “Bu aklın merkezi evdir.  Bu aklın üretildiği yer evlatlarımızdır, komşularımızdır, akrabalarımızdır. Yaşlının çocuğun, komşunun ve mahallenin içinde buluştuğu evlerdir” diye konuştu. “Aile hukukla kurulur hukukla da sonlandırılır ama ahlakla sevgiyle merhametle yaşatılır. İffetle, izzetle,  onurla çoğaltılır. Yoksa her sıkıştıkça hukuka başvurdukça orada bir değer biriktiremeyiz. Farkındalıklarımızı arttırarak, sorunlarımızla yüzleşmekten çekinmeden inşallah evrensel değerlerle ailelerimizdeki bu çabalamaları daha ileriye götürmemiz mümkün.”

    Aile merkezli hareketi artık bizim dışımıza da taşımamız gerekiyor diyerek konuşmasını sonlandıran Aldemir;  çalıştayda emeği geçen;  Eğitim komisyonu, Akadder Yönetimi, Organize işler Birimi, Medya Organizasyonu ve Mentör yardımcılarına ayrıca teşekkürünü iletti.

  • Aile Çalıştayı İlk Paneli Yapıldı

    Aile Çalıştayı’nın ilk günü gerçekleşen panelde konuşmacılar Abdulhakim Yalçın, Gazi Kılıçparlar ve Saime Kırma’ydı. “Türkiye’de Gündemdeki Aile Tartışmaları ve Biz” konusunu anlatan Abdulhakim Yalçın konuşmasında “İnsanın yaratılışı tasvir edilirken önce bir nefs yaratıldı. Sonra insan o bir nefsten kadın ve erkek olarak birlikte yaratıldılar. Sonra bu yaratılanların ikisine birden, Allah’ın nefesinden, ruhundan üfleyerek onları varlığa getirdi. Daha sonra işte bu ikilinin kadın ve erkek olan insan varlığı olduğu ifade edildi.

    Ve hemen arkasından tekrar, yaratılan her şeyin çiftler hâlinde yaratıldığı belirtiliyor Kuran’da. Yaratılmış olmak, bu anlamda var olmak, daha ilk ontolojik adımda, öteki ile beraber var olmaktır. -Kadın erkeğin, erkek de kadının elbisesidir-.

    Yani; kadın erkeğin öteki-ben’idir, erkekte kadının öteki-ben’idir. Tamamlayıcısıdır.

    Kadın veya erkek kendisini, öteki ben ile tamamlar. Kadın veya erkekte öteki ben yoksa insan eksik kalır ve orada bir boşluk oluşur” dedi.

    Panelde “Sürdürülebilir Bir Yapı Nasıl Kurulur” adlı sunumunu gerçekleştiren Gazi Kılıçparlar, sürekli olmaya dikkat çekti: “Aile bizi kalıcı kılacak, anılır kılacak ocağın adıdır. Bu ocak, sadece kadın üzerinden okunabilecek olan müennes bir yapının adı değildir. Mücadelemizin çeperini aile ile tahkim etmek, eğitim seferberliğimizi aileden başlatmak, karar alma noktalarını bu nokta üzerinden güçlendirmek çok önemlidir. Gücünün yarısını dışarıda bırakan hiçbir organizasyon başarılı olamaz. Ailesini mücadelesi ile tanıştıramayan veya mücadelesini ailesi ile buluşturamayan bir kişi en iyimser yaklaşımla iki tekeri olmayan bir arabayı kullanmaya çalışmaktır. Az da olsa sürekli yapılan amel daha hayırlıdır şeklindeki efdaliyat hadislerinde anladığımız diğer bir husus da vardır ki o da Kurucu olan eylemin azlığı veya çokluğu değil devamlılığıdır gelenek halini almasıdır.”

    Panelin son konuşmacısı olan Saime Kırma ise “Değerden Pratiğe Aile Yürüyüşümüz” adlı konuşmasında; ailelerin sıradan topluluklara kimlik ve nitelik kazandırdığına değindi:

    “Vahye yani Kuran’ı Kerim’e iman edip onu hayat kitabı, hukuk prensibi, hayatın organize edici gücü ve yaşam programı olarak kabul eden bizlerin, bu camianın ailelerinin ilgisiz kalması, sadece sosyal etkinlik dediğimiz genel organizasyonlara katılması, eşine destek vermemesiyle acaba bu vahyi öğretilerin toplumda karşılık bulması mümkün olur mu? Durup beklemek, gözlemek acaba bizim ahireti kazanmamızda Salih bir amele dönüşür mü?

    Yeryüzünün halifesi olmada, emaneti yüklenmede Allah’a kulluğun gereği dini insanlara taşımada, Kur’an’ın ahkâm ve ahlakını özümseyen bizler kul olma açısından kadın ve erkek arasında bir fark var mıdır?

    Aslında tarih içerisinde bir eğitim yuvası işlevini sürdürebilen ailelerin, sıradan topluluklara kimlik ve nitelik kazandırarak onları millet ve ümmet yapan bir kurum olduğu görülmekte; ailenin millet ve ümmetin hücresi olduğu anlaşılmaktadır.”

  • Mozaikder, Sahip Olmak ya da Olmak Kitabını Tahlil Etti

    Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) tarafından düzenlenen kitap tahlili programında bu ay Erich Fromm’un “Sahip Olmak ya da Olmak” kitabı tahlil edildi.

    Mozaikder tarafından aylık olarak düzenlenen ve bu dönemin üçüncü kitap tahlili olan tahlil programında Erich Fromm’un “Sahip Olmak ya da Olmak” kitabının tahlili yapıldı. 22 Şubat Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan programının moderatörlüğünü Şehadet Gerçek yaparken, sunumları ise Hanım Baktemur, Büşra Koltuk, Nurdan Orçın yaptı. Kitap Tahlili programına Mozaikder yönetimi ve çok sayıda kitapsever katıldı.

    Kitaptan bir bölüm:

    Eğer insan yalnızca "sahip olduğu" şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir. Böylece yaşamı yanlış kurmanın sonucunda ortaya yenilmiş, moralsiz, yıkık ve acınacak bir insan çıkar. "Olmak" kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur. Olduğum gibiysem ve kişiliğim "olmak" tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimin yıkılması tehlikesi de doğmaz. Odak noktamı ve davranışlarımı yönlendiren güdüleri, kendi içimde bulurum.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız