Pazartesi, 01 Haziran 2020
Tarihten Bugüne Serencamımız Kadın Olmak

Tarihten Bugüne Serencamımız Kadın Olmak Öne Çıkarılmış

Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER)’in düzenlediği hizmetiçi eğitim programında Hatice Görmez “Tarihten Bugüne Serencamımız Kadın Olmak” konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Gaziantep’te bu sene dördüncüsü düzenlenen hizmetiçi eğitim programına Kahramanmaraş, Elbistan, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis, Gaziantep ve Nizip’ten 170 AKADDER üyesi katılıyor.

Hatice Görmez sunumunda şu ifadelere yer verdi; “Yüce Allah kadını ve erkeği ahsen-i takvim üzere yaratmış, yeryüzünün imarı ve inşası için de halife olarak vazifelendirip yeryüzüne göndermiştir. Biz kadınların serencamı ise Hz. Havva ile başlamıştır. Hz. Adem’le aynı özden yaratılarak, birlikte iman ederek, birlikte hata yapıp, pişman olup af dileyerek, dünya yolculuğuna beraber çıkmıştır. Hz. Havva… Hamileliği, bunun ağırlığını, doğum sancısını ilk kez yaşayan kadın… Bu zorluklara karşı nasıl tedbir alınacağını bilemeden, her şeyi bizzat yaşayarak öğrenen kadın… Cennet meyvesi olarak vasıflanan evladın tadını, annelik duygusunu, yitirdiği cenneti ayaklarının altında ilk kez yeniden hisseden kadın... Yeryüzünün ve insanlığın ilk annesi; Hz. Havva…

Kimi zaman köle ve zenci bir kadın olarak Hacer olmaktır kadının yazgısı. Tarih boyunca insanlığın imtihanı olan kölelik, cinsiyetçilik ve ırkçılık karşısında sadakati ve teslimiyeti ile Kâbe’nin kucağında ağırlanan, bir peygambere eş, diğerine anne, sevgili peygamberimize büyük anne olarak… Kimi zaman tanrılık iddiası güden Firavun’a yazgılı iken sahip olduğu her türlü dünyalığı, Allah’a iman ve cennete karşılık elinin tersiyle iten Asiye olmuştur kadın. İsmiyle müsemma, zulmün her türlüsüne karşı isyan eden ve en ağır şekilde sıkıntıya, eziyete maruz kalan ve cennette bir köşk vadi alarak şehit olup yazgısını değiştiren Hz. Asiye… Kimi zaman Hanne olmuştur yazgımız. Karnındaki çocuğu sırf Allah’a hizmet etmek üzere adayan, bununla Kadını aşağılayan, hor gören, asla ibadethanelere sokmayan bir geleneği kökünden sarsmak ve değiştirmek için cesurca bir karşı duruş sergileyen Hz. Meryem’in annesi Hanne… Kimi zaman Meryem olup Rabbinin mescidinde kendini hizmete adayan ve daha sonra Hz. İsa gibi büyük bir peygambere anne olma şerefine nail olan insandır kadın.

Kimi zaman İslam’ın ilk şehidi Sümeyye olarak tarihe geçmiş, La ilahe illallah diyerek putları inkâr etmiş, eşiyle beraber şehadet şerbetini içmiş… Kimi zaman Hane-i Saadetin ilk hanımefendisi Hatice’dir kadın… Hz. Peygamber korku ve heyecanla Hz. Hatice’ye koşup başından geçenleri anlattığında o; “Yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabalarını gözetirsin, her zaman doğruyu söylersin. İhtiyacı olana yardım eder, İşini görmekten aciz kimselerin işlerini yüklenirsin.  Fakiri doyurur, misafirini en iyi şekilde ağırlarsın. Hep haklıların yanında yer alır, onlara yardımcı olursun” diyerek malı, canı, sadakati ile Allah Resulünün yanında yer alan, ilk defa şehadet getiren, ilk namaz kılan, ilk mümine kadın Hz. Hatice… Kimi zaman Fatıma olmuş kadın, Baba ile kız evlat ilişkisinin zirve noktası… Allah Resulü ile aralarındaki sevgi ve saygı o kadar değer ifade ediyor ki. Daha küçük yaşta babasının İslam’ın ilk yıllarında yaşadığı zorlukları karşı küçücük yüreğinde hisseden, babasının üstünü başını temizleyen, savaş meydanında yarasını tedavi eden, annesi vefat edince ev işlerini gören ve ‘Ümmü ebiha’ ‘babasının annesi’ lakabına bizzat babası tarafından layık görülen Peygamber kızı Hz. Fatıma. Un değirmeni kullanmaktan eli nasır tutan, babasının “hak yoldan ayrılırsan seni ben dahi kurtaramam” dediği Hz. Fatıma…

Kimi zaman Hayme anadır kadın. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin nenesi, Ertuğrul Bey'in annesi olan bir yörük kadınıdır. Hayme Ana, cefakâr, fedakâr Türk anasının en büyük timsalidir. Onun tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur. Hayme Ana Kutlu Kayı boyunun lideri, komutanı, derleyicisi, devlet kurucusu gibi pek çok özelliği şanlı kişiliği ile birleştirmiştir. O devlet evinin direğidir. Kocası Gündüz Alp’in vefatından sonra dağılma noktasına gelen Kayı boyunu selametle bir araya getirerek cihanın en büyük devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun temelini atmıştır. Kimi zaman Nene hatun olmak düşmüş kadının yazgısına omzunda, sırtında kağnısında mermi taşıyarak… Aziziye savunmasına 20 yaşlarında genç bir gelinken, küçük yaştaki oğlunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak katılmıştır Nene Hatun. Üç aylık bebeğini emzirmiş,"Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emanet ediyorum."diyerek vedalaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamış. Düşmanla başa baş, dişe diş mücadele etmiş. Türkiye’de “Yılın Annesi” unvanı verilmiş ilk kadın. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından “3. Ordunun Nenesi” unvanı verilmiş olan Nene hatun…

Kimi zaman Avrupa’nın göbeğinde soykırıma uğrayan, yüreği eşinin, babasının, kardeşinin, evladının acısıyla dağlanan Bosnalı bir kadın… Kimi zaman Beyt-i Makdis-in muhafızlığını üstlenen, Yahudi postalları Mescid-i Aksa’ya girmesin diye gece gündüz nöbet tutan bir Filistinli kadın olmaktır payına düşen. Tüm dünyaya insanlığın tükenmediğini haykırmak ve Kudüs’ün kandilleri, Gazze’nin ileride aydınlığa dönüşecek nur kıvılcımları sönmesin diye canını siper eden Filistinli kadın… Kimi zaman tüm dünya susarken Filistin halkının çektikleri sıkıntıları korkusuzca ve cesurca, çektiği fotoğraflar ve videolarla dünyaya duyurmaya çalışan 10 yaşında Janna Cihad adında koca yürekli bir Filistinli kız çocuğu… Kimi zaman açlıkla imtihan edilmiş kadın Afrika’da, gözlerinin önünde yavrularını açlık ve susuzluktan bir bir kaybederken…

Kendinizi güçsüz ve yorgun hissettiğiniz zaman bir imkân oluşturun, mümkünse yurt dışına çıkın. En yakın sınır komşumuz olan Batı Trakyalı kardeşlerimize gidip bir selam verin, bir dokunun, gönlümüzde dualarımızdasınız deyin. Dağ köylerinde hafızlık yapan minik yürekleri bağrınıza basın. İyi ki varsınız. Sizler bizim yüreğimizin bir parçasısınız deyin. Çok iyi gelecektir yorgun gönüllerimize” dedi.

Konuşmanın ardından Hatice Görmez’e Ayşe Kar tarafından hediye takdim edildi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Aile Çalıştayı Teşekkür Konuşması

    Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Aile çalıştayında bir teşekkür konuşmasını gerçekleştirdi.

    Aile Çalıştayı teşekkür konuşması Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir tarafından yapıldı. İcra Kurulu Başkanı Aldemir, Peygamberlerden aldığımız ve anladığımızın bir ev hikâyesi olduğunu belirterek; bir milletin bağrında, evinde, ocağında olan şeylerin aslında devletleri de var ettiğine dikkat çekti ve “Bir toplumun evleri sevgi ve muhabbetten kardeşlikten uzaklaşmışsa o coğrafyada adaletten,  zayıfın korunmasından,  mazlumun gözetilmesinden, adaletin tesisinden bahsetmek zor olsa gerek”  dedi.

    “Bugün İslam dünyasında mazlumlar gözetilmemesi,  yetimler görülmemesi evlerimizde sevgi ve muhabbetin azlığından kaynaklanıyor.  Varlığı yeniden merhametin ocağına dönüştürmek konusunda çağın hızı karşısında yer yer sendelemelerimiz oldu. Bir restorasyona, yeniden kendimizi ileri hedeflerimize taşımamıza ihtiyaç var” diyen Aldemir sözlerini şu şekilde sürdürdü:  “Birçok düşünürün altını çizdiği; insan siyasi bir varlıktır. Canlı bir organizmadır. Hayat dinamik ve sizin durduğunuz yer statikte kalırsa hayatın, tarihin, coğrafyanın, uygarlığın dışında kalırsınız. Hepimiz bir uçurumun kenarındaydık. Allah rahmetiyle bizleri aldı, seçti, kardeşler kıldı ve böyle güzide büyük bir ailenin fertleri kıldı. Ama uçurumun kenarında uçurumun dibine düşmüş yığınlarca insana umut olmak için çalışmamız gerektiğini de bize sorumluluk olarak yükledi.”

    Kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle ve yavrularımızın yaklaşımıyla yeryüzünde tek bir insanın dahi tutsak kalmayacağı bir çabanın bir gayretin peşine düştük diyen Aldemir, Anadolu Platformu’nun Türkiye’nin, İslam Dünyasının süreçlerine tanıklık ettiğini ifade etti. Aldemir, aile merkezli çalışmayı vurguladı: “Delisiyle, velisiyle, ermişiyle, akıllısıyla, fedakârıyla, zenginiyle, fakiriyle, yaşlısıyla,  genciyle, engellisiyle bir arada olunan o büyük Anadolu ailesi, o irfan ailesi bizi anlamlı kılıyor.”

    “Sosyal değişimleri engelleyemezsiniz ama onların akışında roller alabilirsiniz. Onu fark edip,  onu okuyabilip ondan faydalanabilirsiniz. İnsanlık tarihinde büyük bir enerji var. Küresel vicdanın her açıdan nasırlaştığına tanıklık ediyoruz ama büyük bir merhamet de var. Küresel emperyalizm BM’de bir araya gelebiliyor ama küresel vicdan Anadolu’da, İslam Dünyası’nda dünyanın her yerinde mazlumların yüreğinde bir araya geliyor ve adeta ses veriyor. -Bizim sesimizi duyan yiğitler kadınlar gençler yok mu?-  diye bu feryada ses veren teşkilatlarımız var.”

    “Evde bir değere dönüşmeyen yaklaşımın, Üniversite kürsüsünde ilham vermesi imkân dâhilinde değil. Bizler İbn Haldun’un dediği gibi kayaya seslenmiyoruz. Biz insanla konuşuyoruz,  birbirimizle konuşuyoruz. Coğrafyayla konuşuyoruz. Tarihle konuşuyoruz. Biz dağlarımızla, ovalarımızla konuşuyoruz ve biliyoruz ki yerin altıyla bağ kurmadan yerin üstünde ve bu yeri kuşatan gök kubbeyle bir irtibat kurmadan var olamayız”.

    Anadolu Platformu’nun bir kurucu akıl olduğunu belirten Aldemir, “Bu aklın merkezi evdir.  Bu aklın üretildiği yer evlatlarımızdır, komşularımızdır, akrabalarımızdır. Yaşlının çocuğun, komşunun ve mahallenin içinde buluştuğu evlerdir” diye konuştu. “Aile hukukla kurulur hukukla da sonlandırılır ama ahlakla sevgiyle merhametle yaşatılır. İffetle, izzetle,  onurla çoğaltılır. Yoksa her sıkıştıkça hukuka başvurdukça orada bir değer biriktiremeyiz. Farkındalıklarımızı arttırarak, sorunlarımızla yüzleşmekten çekinmeden inşallah evrensel değerlerle ailelerimizdeki bu çabalamaları daha ileriye götürmemiz mümkün.”

    Aile merkezli hareketi artık bizim dışımıza da taşımamız gerekiyor diyerek konuşmasını sonlandıran Aldemir;  çalıştayda emeği geçen;  Eğitim komisyonu, Akadder Yönetimi, Organize işler Birimi, Medya Organizasyonu ve Mentör yardımcılarına ayrıca teşekkürünü iletti.

  • Aile Çalıştayı İlk Paneli Yapıldı

    Aile Çalıştayı’nın ilk günü gerçekleşen panelde konuşmacılar Abdulhakim Yalçın, Gazi Kılıçparlar ve Saime Kırma’ydı. “Türkiye’de Gündemdeki Aile Tartışmaları ve Biz” konusunu anlatan Abdulhakim Yalçın konuşmasında “İnsanın yaratılışı tasvir edilirken önce bir nefs yaratıldı. Sonra insan o bir nefsten kadın ve erkek olarak birlikte yaratıldılar. Sonra bu yaratılanların ikisine birden, Allah’ın nefesinden, ruhundan üfleyerek onları varlığa getirdi. Daha sonra işte bu ikilinin kadın ve erkek olan insan varlığı olduğu ifade edildi.

    Ve hemen arkasından tekrar, yaratılan her şeyin çiftler hâlinde yaratıldığı belirtiliyor Kuran’da. Yaratılmış olmak, bu anlamda var olmak, daha ilk ontolojik adımda, öteki ile beraber var olmaktır. -Kadın erkeğin, erkek de kadının elbisesidir-.

    Yani; kadın erkeğin öteki-ben’idir, erkekte kadının öteki-ben’idir. Tamamlayıcısıdır.

    Kadın veya erkek kendisini, öteki ben ile tamamlar. Kadın veya erkekte öteki ben yoksa insan eksik kalır ve orada bir boşluk oluşur” dedi.

    Panelde “Sürdürülebilir Bir Yapı Nasıl Kurulur” adlı sunumunu gerçekleştiren Gazi Kılıçparlar, sürekli olmaya dikkat çekti: “Aile bizi kalıcı kılacak, anılır kılacak ocağın adıdır. Bu ocak, sadece kadın üzerinden okunabilecek olan müennes bir yapının adı değildir. Mücadelemizin çeperini aile ile tahkim etmek, eğitim seferberliğimizi aileden başlatmak, karar alma noktalarını bu nokta üzerinden güçlendirmek çok önemlidir. Gücünün yarısını dışarıda bırakan hiçbir organizasyon başarılı olamaz. Ailesini mücadelesi ile tanıştıramayan veya mücadelesini ailesi ile buluşturamayan bir kişi en iyimser yaklaşımla iki tekeri olmayan bir arabayı kullanmaya çalışmaktır. Az da olsa sürekli yapılan amel daha hayırlıdır şeklindeki efdaliyat hadislerinde anladığımız diğer bir husus da vardır ki o da Kurucu olan eylemin azlığı veya çokluğu değil devamlılığıdır gelenek halini almasıdır.”

    Panelin son konuşmacısı olan Saime Kırma ise “Değerden Pratiğe Aile Yürüyüşümüz” adlı konuşmasında; ailelerin sıradan topluluklara kimlik ve nitelik kazandırdığına değindi:

    “Vahye yani Kuran’ı Kerim’e iman edip onu hayat kitabı, hukuk prensibi, hayatın organize edici gücü ve yaşam programı olarak kabul eden bizlerin, bu camianın ailelerinin ilgisiz kalması, sadece sosyal etkinlik dediğimiz genel organizasyonlara katılması, eşine destek vermemesiyle acaba bu vahyi öğretilerin toplumda karşılık bulması mümkün olur mu? Durup beklemek, gözlemek acaba bizim ahireti kazanmamızda Salih bir amele dönüşür mü?

    Yeryüzünün halifesi olmada, emaneti yüklenmede Allah’a kulluğun gereği dini insanlara taşımada, Kur’an’ın ahkâm ve ahlakını özümseyen bizler kul olma açısından kadın ve erkek arasında bir fark var mıdır?

    Aslında tarih içerisinde bir eğitim yuvası işlevini sürdürebilen ailelerin, sıradan topluluklara kimlik ve nitelik kazandırarak onları millet ve ümmet yapan bir kurum olduğu görülmekte; ailenin millet ve ümmetin hücresi olduğu anlaşılmaktadır.”

  • Aile Çalıştayı Kozaklı’da Yapılıyor

    Anadolu Platformu tarafından Nevşehir Kozaklı’da yapılan Aile Çalıştayı Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir’in açılış konuşması ile başladı.

    Konuşmasında aile merkezli yapıya vurgu yapan Aldemir, şunları söyledi; “Göz ardı edemeyeceğimiz bir şekilde Müslüman ailelerin sorunları önümüzde duruyor. Bu konuyla ilgili kurumsal çalışmalar yetersiz, olanlarsa ilgi göremiyor. Bütün bunlar pratikten uzak yazı ve konuşmanın, ne kadar verimsiz kaldığını gösteriyor. Biz kendi pratiklerimiz ve tecrübelerimiz üzerinden bu konuyu konuşmalıyız.”

    “İnsanların bulanık zihinlerini berraklaştırmak için ne kadar yol varsa kullanmalıyız” diyen Aldemir, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kendi içine kapanmış, çile yapılanmaları içinde yaşayan kadınlar, erkekler, çocuklar sessizce mutsuz oluyorlarsa, bu olup bitenler dış dünyaya ‘din’ diye yansıyorsa, her şeye sessizce sürüp gitmesine göz yummak İslam’ı spekülasyonlardan korumak değildir. Müslümanlar izlenmektedir. Dünyanın her yerinde bu böyledir. İslam’ın en doğrudan anlatım biçimi Müslümanların yaşam tarzıdır” dedi.

    Açılış konuşmasının ardından çalıştaya oturumlarla devam edilecek.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız