Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan Kitabı Tahlil Edildi

Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan Kitabı Tahlil Edildi Öne Çıkarılmış

Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) tarafından düzenlenen kitap tahlili programında bu ay "Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan" kitabı tahlil edildi.

Mozaikder tarafından aylık olarak düzenlenen kitap tahlili 23 Mart Cumartesi günü BEKAM Konferans Salonunda yapıldı. Kitap tahlili programında bu ay Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün’ün Otto Yayınlarından çıkan "Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan" kitabı tahlil edildi. Yeni faaliyet döneminin üçüncü kitap tahlili programın moderatörlüğünü Fadime Eminoğlu yaparken, sunumları ise Hatice Bora Çalı, Tubanur Avcı, Fatma Karakaş ve Nilgün Ufacıklıgül yaptı. Kitap Tahlili programına Mozaikder yönetimi ve çok sayıda kitapsever katıldı.

Kitaptan bir bölüm:

Kendisini, binlerce yıllık tarihin oluşturduğu gelenek ırmağında bulan insanlar kimliğini ve kişiliğini burada bulacağına inandırılırlar. Bu akıntıya kapılanlar özgürlüklerini kaybederler. Allah’ın insan olmanın esası olarak tespit ettiği özgürlüğü teslim edecek adresler ararlar.  Bunlar için bir şemsiye kimlik olarak İslam yetmez, her zaman çatışmaya hazır bekleyen alt kimliklere sığınırlar. İnsan düştüğü yerden kalkar derler; düştüğümüz yer özgürlüğümüzü ve cesaretimizi kaybettiğimiz yerdir.

Bu kitapta, “İnsanın hem zihinsel hem bedensel özgürlüğünün tehdit altında olduğu bir çağda insanlığını korumakta hâlâ kararlı olan insan ne yapabilir?” sorusunun cevabını aranmaktadır.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Mozaikder, İslam'ın Silahsız Askeri'ni Tahlil Etti

    Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) tarafından düzenlenen bu dönemin ilk kitap tahlili programında Badşah Han’ın " İslam'ın Silahsız Askeri " kitabı tahlil edildi.

    Mozaikder tarafından aylık olarak düzenlenen kitap tahlili programı 2 Kasım Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı. Kitap tahlili programının moderatörlüğünü Tuğba Nur Avcı yaparken, sunumları ise Nilgün Ufacıklıgil ve Fatma Erkan yaptı. Kitap Tahlili programına Mozaikder yönetimi ve çok sayıda kitapsever katıldı.

    Kitaptan bir bölüm:

    Sivil İtaatsizlik” ya da “silahsız mücadele”…

    Dünya çapında iki büyük savaşla birlikte irili-ufaklı pek çok yerel savaşların yaşandığı geçtiğimiz iki yüzyıldan miras; halen sürmekte olan yerel/ulusal savaşlar… Yani, kan, ölüm ve acı. Mücadele etmenin başka yolu yok mu? Başka yolu varsa, bunun örnekleri var mı?

    Hint asıllı gazeteci-yazar Eknath Easwaran’ın kaleme aldığı Badşah Han’ın biyografisi böyle bir örneği anlatıyor. Easwaran’ın İslam’ın Silahsız Askeri: Badşah Han” isimli biyografik eseri; basıldığı tarihte The Washington Post ve The L.A. Times Book Review gibi saygın gazetelerde geniş yankı uyandırdı.

    Mahatma Gandi milyonları sömürgeci yönetime karşı barışçı bir devrimle ayaklandırırken Abdülgaffar Han'ın devrim saflarında yer alması uzak bir ihtimal gibi gözüküyordu. Bununla birlikte Han sarp ve engebeli topraklar olan Hindistan'ın Kuzey-Batı Hudut Eyaletinde hüküm süren acımasız Patan geleneklerinin bağrında yüz bin kişilik silahsız bir orduyu çıkarmayı başardı.

    Pek çok kişi Gandi'yi sicilleri böylesine vahşet dolu olan bu insanları kendi silahsız mücadelesine katmaması konusunda uyarmıştı. Ama Han'ın önderliğinde Patanlar, ancak büyük savaşçıların adaletsizliğin karşısında silahsız durma cesaretini gösterebileceğini bütün dünyaya ispat ettiler.

    Kitap yazarın gözlemleri ve Badşah Han'ın konuşmalarından oluşuyor. Birazcık alıntı yapacak olursak;

    Benim gibi bir Müslüman’ın ya da Patanın şiddetten uzak durma felsefesini benimsemesinde şaşılacak bir şey yok. Bu yeni bir felsefe değil. Hz. Muhanmed (sav) bundan bin dört yüz yıl önce Mekke'de kaldığı dönemde bu felsefeyi uygulamıştır.

    Tek bir değer ölçütüm var, o da bir insanın Allah'a olan teslimiyetinin derecesidir.

    Gandi ''silahsız mücadele en iyi yol değildir. Silahsız mücadele tek yoldur'' şiddet daha fazla şiddeti körükler.

  • Mahalle Buluşmasının İkincisi Fidander’de Yapıldı

    Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Anadolu Kadın ve Aileler Derneği (AKADDER) iş birliğinde "Uyum Mahalle Buluşmaları"nın Türkiye genelindeki 20'ncisi Gaziantep'deki 2’incisi Fidander’de düzenlendi.

    Şahinbey ilçesi Güzelvadi Mahallesinde Fidander binasının bulunduğu muhitte düzenlenen etkinliğe Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu, İl Göç İdaresi Müdürü Murat Atilla, Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Türkiyeli ve Suriyeli 250 aile katıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda AKADDER Temsilcisi Perihan Kaya buluşmanın açılış konuşmasını yaptı. Kaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Ortak bir geçmişe, ortak bir coğrafyaya, ortak bir kadere, ortak bir kültüre sahip olduğumuz halde aramıza çekilen sınırlarla birbirine yabancılaşan bizler, bu kadar yakınlığa rağmen nasıl bu kadar uzak kalabildiğimizi sizleri konuk etmeye başlayınca hayretle izledik. En uzun sınır komşuluğu bulunan Suriye ile Türkiye arasında, Halep ile Gaziantep arasında, Şam ile İstanbul arasında ne çok yol vardı hâlbuki birbirimizi tanımak için. Bizi bir araya getiren şey keşke savaş olmasaydı, keşke bu kadar acılı bir buluşma olmasaydı.

    Burada yaşadığımız mekânların sorumluluğu artık bizler kadar sizlerin de omzuna yüklenmiştir. Arzın imarı neslin ıslahı için birlikte çalışmalı, “bu mahalle için, bu memleket için ne yapabilirim” sorusuna birlikte cevaplar ve çözümler aramalıyız. Çünkü bizler biliyoruz ki ortada bir sorun varsa, aramızda anlaşmazlıklar çıkıyorsa, bu bir kesimin sürekli hatalı şeyler yapmasıyla değil karşılıklı bir iletişimsizlik ve birbirini anlayamamaktan kaynaklanır.

    Bu yüzden “Suriyeliler şöyle yapıyor, Türkler böyle yapıyor” şeklinde bir kişinin hatasını bir millete mal eden söylemlerin önüne geçmeli, selamlaşmayı hatır sormayı yaygınlaştırmalı ve birbirimizi daha yakından tanımaya ve anlamaya çalışmalıyız.

    Bu gün kurduğumuz bu sofralar, aramızda selamı yayması, birlik ve beraberliğimize bir katkı sunması, birbirimizi daha yakından tanımaya bir fırsat oluşturması, evlerimizi ve mahallemizi içine alabilen bir yuvaya bir memlekete dönüşebilmesi için bir vesile, bir adım olsun” dedi.

    İl Göç İdaresi Müdürü Murat Atilla da; “Yüz yıl önce aynı sınırlar içinde yaşayan bir millettik. Aramıza çizilen suni sınırlar halkları, hatta akrabaları böldü. Empati yaparsak, birbirimizi anlarsak huzur içinde birlikte yaşamayı sürdürürüz” dedi.

    Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu da düzenlenen bu etkinliklerde yaşadıkları manevi iklimin ayrıca mutluluk verdiğini ifade ederek; "İnşallah bu çalışmaları, sahadaki vakıflarla, derneklerle, kurum ve kuruluşlarımızla beraber ülkemizin dört bir yanında yaymaya gayret göstereceğiz. Bugün dünya üzerinde 71 milyona yakın insan ülkesini, memleketini terk etti. Bunun 5 milyonunu ülkemizde, vatanımızda barındırıyoruz. Tüm dünya âdete gözlerini kapatırken, ülkemiz, bu duyarlı yaklaşımını, devletimiz ve necip milletimizle göç politikasını, insan odaklı temellini oluşturmaya devam ediyor. İster göçmen olsun, ister yabancı olsun, ne olursa olsun, insan odaklı, insani değerleri göz önünde bulundurarak, tüm sorumluluğumuzun ve bilincimizin farkındayız."

    Kadıoğlu, göçün en büyük mağdurlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu belirterek, "Hepimizin amacı, vakıflarımızla derneklerimizde tüm kurum ve kuruluşlarımızla hepimizin hayatını kolaylaştırmak, hayatınıza değer vermek, umutlarınızı, beklentilerinizi ve yarın geleceği olan çocuklara güzel bir dünya verebilmek." diye konuştu.

    Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir de; “Derdimiz herkes için adalet herkes için özgürlük. Herkes için inandığı gibi yaşayacağı bir dünyanın inşasıdır. Hiç bir annenin yüreğinin burkulmadığı, hiç bir çocuğun geleceğinin kararmadığı bir ülkenin çatısı altında daha özgür bir gelecek için buralarda toplandık. Bu güzel buluşmada emeği geçen tüm annelere, soframıza gelip şenlendirdiğiniz için Fidandere, Suryeli ve Türkiyeli annelere teşekkür ediyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından Göç İdaresinin tanıtım filmleri izlendi. Suriyeli sanatçı Ahmet Şükri Türkçe ve Arapça ezgiler söyledi.

  • Suriyeli ve Türkiyeli Aileler Mahalle Buluşmalarında Buluştu

    Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Anadolu Kadın ve Aileler Derneği (AKADDER) iş birliğinde "Uyum Mahalle Buluşmaları"nın 19'uncusu Gaziantep'te düzenlendi.

    Şehitkâmil ilçesi Atakent Mahallesinde Bilimder binasında düzenlenen etkinliğe Türkiyeli ve Suriyeli 200 aile katıldı. Etkinliğe, Gaziantep Vali Yardımcısı Cengiz Ayhan, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu, İl Göç İdaresi Müdürü Murat Atilla, Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, AKADDER Başkanı Rabia Aldemir katıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda AKADDER Başkanı Rabia Aldemir buluşmanın açılış konuşmasını yaptı. Aldemir; “artık misafirimiz değil, yakın komşumuz, arkadaşımız, belki de akrabamız oldunuz ve artık yaşadığımız mekânlar ve geleceğimizin de ortak” olduğunu söyledi. Aldemir sözlerini şöyle sürdürdü; “Ortak bir geçmişe, ortak bir coğrafyaya, ortak bir kadere, ortak bir kültüre sahip olduğumuz halde aramıza çekilen sınırlarla birbirine yabancılaşan bizler, bu kadar yakınlığa rağmen nasıl bu kadar uzak kalabildiğimizi sizleri konuk etmeye başlayınca hayretle izledik. En uzun sınır komşuluğu bulunan Suriye ile Türkiye arasında, Halep ile Gaziantep arasında, Şam ile İstanbul arasında ne çok yol vardı hâlbuki birbirimizi tanımak için. Bizi bir araya getiren şey keşke savaş olmasaydı, keşke bu kadar acılı bir buluşma olmasaydı.

    Burada yaşadığımız mekânların sorumluluğu artık bizler kadar sizlerin de omzuna yüklenmiştir. Arzın imarı neslin ıslahı için birlikte çalışmalı, “bu mahalle için, bu memleket için ne yapabilirim” sorusuna birlikte cevaplar ve çözümler aramalıyız. Çünkü bizler biliyoruz ki ortada bir sorun varsa, aramızda anlaşmazlıklar çıkıyorsa, bu bir kesimin sürekli hatalı şeyler yapmasıyla değil karşılıklı bir iletişimsizlik ve birbirini anlayamamaktan kaynaklanır.

    Bu yüzden “Suriyeliler şöyle yapıyor, Türkler böyle yapıyor”  şeklinde bir kişinin hatasını bir millete mal eden söylemlerin önüne geçmeli, selamlaşmayı hatır sormayı yaygınlaştırmalı ve birbirimizi daha yakından tanımaya ve anlamaya çalışmalıyız.

    Bu gün kurduğumuz bu sofralar, aramızda selamı yayması, birlik ve beraberliğimize bir katkı sunması, birbirimizi daha yakından tanımaya bir fırsat oluşturması, evlerimizi ve mahallemizi içine alabilen bir yuvaya bir memlekete dönüşebilmesi için bir vesile, bir adım olsun” dedi.

    Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Aydın Keskin Kadıoğlu da düzenlenen bu etkinliklerde yaşadıkları manevi iklimin ayrıca mutluluk verdiğini ifade ederek; "İnşallah bu çalışmaları, sahadaki vakıflarla, derneklerle, kurum ve kuruluşlarımızla beraber ülkemizin dört bir yanında yaymaya gayret göstereceğiz." dedi.

    Göçün dünyanın bir gerçeği olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, şöyle devam etti:

    "Bugün dünya üzerinde 71 milyona yakın insan ülkesini, memleketini terk etti. Bunun 5 milyonunu ülkemizde, vatanımızda barındırıyoruz. Tüm dünya âdete gözlerini kapatırken, ülkemiz, bu duyarlı yaklaşımını, devletimiz ve necip milletimizle göç politikasını, insan odaklı temellini oluşturmaya devam ediyor. İster göçmen olsun, ister yabancı olsun, ne olursa olsun, insan odaklı, insani değerleri göz önünde bulundurarak, tüm sorumluluğumuzun ve bilincimizin farkındayız."

    Kadıoğlu, göçün en büyük mağdurlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu belirterek, "Hepimizin amacı, vakıflarımızla derneklerimizde tüm kurum ve kuruluşlarımızla hepimizin hayatını kolaylaştırmak, hayatınıza değer vermek, umutlarınızı, beklentilerinizi ve yarın geleceği olan çocuklara güzel bir dünya verebilmek." diye konuştu.

    Gaziantep Vali Yardımcısı Cengiz Ayhan da; “7 yıl önce ülkemize sığınan siz Suriyeli kardeşlerimize ülkemiz gönlünü açmıştır ve açmaya da devam etmektedir. Bugün Suriyeli kardeşlerimizle aynı mahalleyi paylaşıyorlarsa, aynı sofrayı paylaşıyorlarsa, kız alıp veriyorlarsa demek ki uyum sağlanmıştır” dedi.

    Konuşmaların ardından AKADDER’in ve Göç İdaresinin tanıtım filmleri izlendi. Ardından mahallelilerden iki kişi organizasyon hakkında duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Suriyeli sanatçı Ahmet Şükri Türkçe ve Arapça ezgiler söyledi. Program çocuklara hediye dağıtımının ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız